Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde 14 Nisan 2026’da Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde eski bir öğrenci tarafından pompalı av tüfeğiyle düzenlenen saldırıda 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 polis memuru ve 1 kantin işletmecisi yaralandı. Saldırgan olay yerinde intihar etti. Bir gün sonra, 15 Nisan 2026’da Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan silahlı saldırıda ise 4 kişi hayatını kaybetti, 20 kişi yaralandı.
Bu iki acı olay üzerine Alanya’da eğitim sendikaları ortak eylem düzenledi. Saat 13.00’te Alanya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde toplanan grup, siyah çelenk bıraktıktan sonra Atatürk Anıtı’na yürüdü. Anıt önünde basın açıklaması yapan sendika üyeleri, üzerinde “eğitim” yazan kanlı tabut sembolünü bırakarak okul saldırılarındaki can kayıplarını ve yaralanmaları protesto etti.

ALANYA'DA ŞİDDET VE NEFRETLE KINADILAR

Eğitim Sen Alanya Şube Başkanı Hüseyin Erdem, yaptığı açıklamada Siverek’te yaşanan saldırıyı “şiddet ve nefretle kınadıklarını” belirterek, olayların münferit olmadığını savundu Erdem, okullarda artan şiddetin eğitim sistemindeki yapısal sorunların sonucu olduğunu ifade ederek, “En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü?” diye sordu. Eğitimde umutsuzluk ve geleceksizlik duygusunun gençleri şiddete sürüklediğini öne süren Erdem, yaşananların bir “çöküş” olduğunu dile getirdi. "Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde aynı lisenin eski bir öğrencisi olan saldırgan tarafından gerçekleştirilen saldırıyı şiddet ve nefretle kınıyoruz. Bugün burada hesap sormak için bulunuyoruz. Çünkü okullar kan gölüne dönüyor, ama sorumlular hâlâ izlemekle yetiniyor! Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı; ne bir kaza ne de münferit bir olaydır. Bu saldırı, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin, gençliğin geleceksizleştirildiğinin ve okulların bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır. Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor. Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor. Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor. Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe,, öfkeye ve saldırganlığa sürüklüyor. Çünkü öğrenci ve veli memnuniyetli eğitim sistemi iflas etmiştir. Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor! Buradan soruyoruz: En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü? Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü? Bu bir çöküştür! Bu, eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır! Bu, öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir" dedi.

Kurtulmuş: Bağlantısızlar adaletsizliklere karşı sessiz kalmadı
Kurtulmuş: Bağlantısızlar adaletsizliklere karşı sessiz kalmadı
İçeriği Görüntüle

'GÜVENLIK POLİTİKASI İFLAS ETTİ'

Siverek’teki saldırıda öğrencilerin panikle camlardan atlayarak kaçmaya çalıştığını hatırlatan Erdem, “ 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 kantinci ve 1 polis memurunun yaralandığı, çocukların panikle camlardan atladığı bu saldırı artık “münferit” denilerek geçiştirilemez. Okullar eğitim yuvası olmaktan çıkmış, şiddetin kol gezdiği alanlara dönmüştür. Biz bu alanda daha kısa süre önce, öğretmenimiz Fatma Nur Çelik katledildiğinde söyledik: “Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır sonuçlar yaşanacak!” diye Peki ne yaptınız? Hiçbir şey! Ne ciddi bir güvenlik politikası oluşturuldu, Ne rehberlik ve psikolojik destek güçlendirildi, Ne de eğitim emekçileri korunabildi! Bugün öğretmenler ders anlatırken can güvenliğini düşünüyor. Bugün öğrenciler okula giderken sağ salim eve dönebilecek mi diye hesap yapıyor. Bu tabloyu yaratanlar bellidir! Eğitimi bilimsellikten, laiklikten ve kamusal sorumluluktan koparanlardır. Okulları ideolojik ve piyasacı anlayışlara teslim edenlerdir. Sorumluluk almayanlardır! Buradan bir kez daha açıkça uyarıyoruz: Okullarda güvenlik bir temenni değildir, devletin asli görevidir! Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri vitrin süsü değildir, hayati bir ihtiyaçtır! Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetim bu sorumluluktan kaçamaz! Şanlıurfa’da 16 canımıza kastedilmişken daha ne kadar canın yanmasını bekliyorsunuz.2 Emniyet görevlisi,2 Milli eğitim görevlisi günah keçisi ilan edilip görevden el çektirmek sorunu çözmemiştir. Bu olayda Milli Eğitim Bakanının hiçmi sorumluluğu yoktur. Sayın Cumhurbaşkanımız Milli Eğitim Bakanımızla ilgili tasarrufunuz ne olacaktır? Bugün sendikaların ortak kararıyla Türkiye’de eğitim durdurulmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımız ve tüm siyasi sorumluları yasal düzenleme için yüce meclisimizde acil şekilde çözüm üretmeleri için buradan sesleniyoruz. İşte bu yüzden buradayız! İşte bu yüzden artık yeter diyoruz! Biz bu ülkenin eğitim emekçileri olarak yalnızca eleştirmiyoruz; çözüm üretiyoruz, yol gösteriyoruz, sorumluluk alıyoruz. Aylar değil, yıllardır söylüyoruz: Okullarda güvenlik tesadüfe bırakılamaz! Kadrolu güvenlik görevlisinden rehberlik hizmetlerine, psikososyal destekten sağlıklı beslenmeye kadar dile getirdiğimiz tüm talepler; sadece fiziki iyileştirme talepleri değildir. Bunlar, öğretmenin can güvenliğini, meslek onurunu ve öğrencinin yaşam hakkını koruma mücadelesidir" diye konuştu.

SENDİKALAR TALEPLERİNİ HAYKIRDI

Eğitim sendikaları, okullarda kadrolu güvenlik görevlisi bulundurulması, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin artırılması, okul girişlerinde denetim sağlanması, ücretsiz sağlıklı yemek ve temiz su temini gibi taleplerini sıraladı. Erdem, Buradan bir kez daha, altını çizerek taleplerimizi kamuoyuna ve bu Bakanlığa ilan ediyoruz: Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır. Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır. Maliyetini kamunun karşıladığı standart güvenlik sistemleri kurulmalı. Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir. Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır. Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır. Davranış değerlendirme kurulları yeniden yapılandırılmalıdır. Ülkemizdeki sosyal hizmetler sistemi geliştirilmeli ve okullarla sosyal hizmetler arasında ilişki kurulmalıdır. CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir. Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır. Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır. Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hale getirilmelidir. Bu talepler lütuf değil, en temel haktır. Bu talepler ertelenemez, görmezden gelinemez. Bir kez daha söylüyoruz: Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız. Burada velilerimize sesleniyoruz; biz eğitimciler öğrencilerimiz seviyoruz ve onları korumak istiyoruz. Çünkü Ulu Önder Atatürk’ün de dediği gibi’’ Vatanı korumak çocukları korumakla başlar. Ya siz sevgili veliler siz çocuklarınızı seviyor ve korumak istiyor musunuz? O halde yetkilileri okullarda güvenliğin sağlanması için sorumluluğa davet etmelisiniz. Gelin, artık yeter diyelim! Gelin, çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım! Gelin, çocuklarımıza güvensiz okullar değil, umut vadeden bir gelecek bırakalım! Gelin, eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım! Eğitim sendikaların olarak buradayız! Susmayacağız! Alışmayacağız! Normalleştirmeyeceğiz! Çözüme ulaşana kadar bu birliktelik ruhuyla, Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar mücadelemiz sürecek" ifadelerini kullandı.