Tansiyon kontrolüne 6 'doğal' öneri Tansiyon kontrolüne 6 'doğal' öneri

Türkiye'de her yıl yaklaşık 300 bin kişi kalp krizi geçiriyor ve bu durum hala dünya genelinde en önemli ölüm sebeplerinden biri olarak kabul ediliyor. Kalp krizinin en yaygın belirtisi olan 'göğüs ağrısı'na dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Haldun Akgöz, "Ağrı süresi 10 dakikayı geçtiğinde akla mutlaka kalp krizi gelmelidir. Bu durumda hastaya en kısa sürede tam teşekküllü bir hastanede müdahale etmek yaşamsal önem taşır. Günümüzde erken tanı ve doğru tedavi sayesinde kalp krizinden ölüm oranları giderek azalmaktadır" diyor.
GÖĞÜS AĞRISI 10 DAKİKADAN FAZLA SÜRDÜYSE, DİKKAT!
Prof. Dr. Akgöz, kalp krizine özgü göğüs ağrısının ani ve şiddetli olmadığını, ağrının girdikten sonra yavaşça arttığını belirtiyor. "Nefes almakla ağrı şiddeti değişmez, genel olarak baskı tarzında künt bir ağrıdır. Hasta ağrıyı parmakla gösteremez, eli veya yumruğu ile göğüs üzerindeki yerini tarif edebilir. Ağrı sol kola, boyuna, omuzlara, karına, çeneye ve sırtta yayılabilir" diyor. Ayrıca, kalp krizinin diğer belirtilerini de şöyle sıralıyor: "Daha az sıklıkta olmak üzere; nefes darlığı, çarpıntı, terleme, tansiyonda düşme veya yükselme, halsizlik, mide bulantısı, kusma, baş dönmesi, kol iç yüzü ve parmaklara yayılan uyuşma önemli belirtiler arasında sayılmalıdır. Ancak diyabetik hastalarda ağrı şikayeti nöropati nedeniyle daha az ön planda olabilir."
Kalp krizi geçiren hastalara doğru müdahalede bulunmanın hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Akgöz, "Kalp krizi sırasında yapılan bazı hatalı uygulamalar hastaya ciddi zarar verebilir. Başını soğuk suyla yıkama, ağrı kesici verme, hatta mide rahatsızlığına yorarak hastayı kusmaya teşvik etme girişimleri sadece daha fazla zarar verme potansiyeli taşır ve zaman kaybını artırır" diyor.
Kalp krizi, kalbin kanlanmasından sorumlu olan koroner damarlardaki tıkanıklık veya aşırı daralmalara bağlı olarak kalp kasına kan akışının kesilmesi durumu olarak tanımlanıyor. Bu tıkanıklıklar genellikle koroner arterlerdeki plakların yırtılması ve pıhtı oluşmasıyla meydana geliyor. Prof. Dr. Akgöz, düzenli kontrollerin ve yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesinin kalp krizini önlemede büyük rol oynayabileceğini belirterek, "Her birey koroner kalp hastalığını kolaylaştıran faktörler açısından kendini sorgulamalı, hiçbir yakınması olmasa bile 40 yaşından itibaren düzenli olarak kalp muayenesini ve kan tahlillerini yaptırmalıdır. Ayrıca sigara kullanımını bırakmak, dengeli ve sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak, diyabet varlığında şekerin normal sınırlarda kalmasına özen göstermek, kan basıncını düşük tutmak ve stresten uzak kalmak son derece önemlidir" diyor.