<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gündem Alanya - Haber sitesi</title>
    <link>https://www.gundemalanya.com</link>
    <description>Gerçek, doğru, gündem, güvenilir ve tarafsız internet haberciliğin yeni adresi. Haber, Alanya Haber, Son Dakika Haberler, Flaş Haberler, Siyasi, Turizm, Tarım, gündem alanya, sağlık, Antalya Haberleri...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gundemalanya.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 07 May 2026 07:40:23 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda miyopi hızla artıyor]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/cocuklarda-miyopi-hizla-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/cocuklarda-miyopi-hizla-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hayati Yılmaz, çocuklarda giderek artan miyopi riskine dikkat çekerek erken tanı ve düzenli göz muayenesinin önemini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hayati Yılmaz, çocuklarda son yıllarda hızla artış gösteren miyopi (kısa görüşlülük) hakkında önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Dünya genelinde çocukların yaklaşık yüzde 30'unun miyopi sorunu yaşadığını belirten Yılmaz, bu oranın 2050 yılına kadar yüzde 50'ye ulaşabileceğinin öngörüldüğünü ifade etti.</p>

<p>Miyopi, uzaktaki cisimlerin bulanık görülmesine neden olan bir göz kırma kusuru olarak tanımlanıyor. Çocukluk çağında özellikle 5-12 yaş arasında sık görülen hastalık, çoğunlukla okul döneminde fark ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, miyopinin ortaya çıkmasında genetik faktörler, uzun süre yakın mesafeye bakma, ekran kullanımının artması, açık hava aktivitelerinin azalması ve yetersiz ışıkta okuma gibi etkenlerin rol oynadığını belirtiyor. Doç. Dr. Yılmaz, çocuklarda miyopinin çoğu zaman sinsi ilerlediğini ve erken dönemde fark edilmesinin zor olduğunu vurguladı. Tahtayı görememe, gözleri kısma, ekrana çok yakından bakma ve gözleri sık ovuşturma gibi belirtilerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Tedavide temel amacın görmeyi netleştirmek ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak olduğunu belirten uzmanlar; gözlük, özel kontakt lensler, ortokeratoloji ve yeni nesil ışık terapisi gibi yöntemlerin kullanıldığını ifade ediyor.</p>

<p>Özellikle açık hava aktivitelerinin artırılması ve ekran süresinin azaltılması, en etkili koruyucu önlemler arasında yer alırken, belirti olmasa bile çocukların düzenli göz muayenesinden geçirilmesinin kritik önem taşıdığının altı çizildi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/cocuklarda-miyopi-hizla-artiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 18:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/05/cocuklarda-miyopi-hizla-artiyor.webp" type="image/jpeg" length="19758"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şeker hastaları tüp bebek yaptırabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Op. Dr. Betül Kalay, tip 1 ve tip 2 diyabet hastalarına güvenle tüp bebek tedavisi uygulanabileceğini belirtti. Başarı oranını artırmak için tedavi öncesinde kan şekerinin düzenli olması ve takip altında tutulması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hem tip 1 diyabette hem de tip 2 diyabette güvenle tüp bebek tedavisi uygulanabilir. Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Kalay, 'Hem tip1 diyabette hem tip 2 diyabette, güvenle tüp bebek tedavisi uygulanabilir. Ancak, tüp bebek tedavisine başlamadan önce, kan şekerinin düzenlenmiş olduğuna gerek ilaç kullanılıyorsa gerekse ilaç kullanılmıyorsa, takip altında ve düzgün olduğuna emin olmak gerekir ki tedavide başarı üst düzey olabilsin.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/05/seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi.webp" type="image/jpeg" length="85182"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Acil servislerde mevsim geçişi yoğunluğu; uzmanlardan maske uyarısı]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/acil-servislerde-mevsim-gecisi-yogunlugu-uzmanlardan-maske-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/acil-servislerde-mevsim-gecisi-yogunlugu-uzmanlardan-maske-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AKDENİZ Üniversitesi'nden (AÜ) Dr. Öğretim Üyesi Süleyman İbze, hava değişiminin hastalıklara davetiye çıkardığını ifade ederek 'Özellikle hava sıcaklığındaki ani değişimler, üst solunum yolu hastalıklarını artırıyor. Bu nedenle acil servislere başvurularda artış görüyoruz. İnsanlar ne giyeceklerine karar veremiyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mevsim geçişlerinde yaşanan ani sıcaklık değişimleri ve artan polen yoğunluğu, özellikle üst solunum yolu hastalıklarında artışa neden oldu. Geçiş dönemlerinde vatandaşların sıkça üşütme, alerjik reaksiyon ve öksürük şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvurduğunu belirten AÜ Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Süleyman İbze, vatandaşların öncelikle aile sağlığı merkezlerine başvurmaları ve alerjenlere karşı korunma önlemlerini artırmaları gerektiğini vurguladı.</p>

<p>HAVA SICAKLIĞINDAKİ ANİ DEĞİŞİMLERE DİKKAT</p>

<p>Hava değişiminin hastalıklara davetiye çıkardığını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi İbze, 'Mevsim geçişleri, adaptasyon sürecimizi etkileyen dönemlerdir. Şu anda da sabah güneş açıyor, sonra hava değişiyor. Sabah soğuk, öğlen daha sıcak oluyor. Bu durum hem vücudumuzun fizyolojik adaptasyonunu hem de günlük davranışlarımızı etkiliyor. Ayrıca bu dönem doğanın adeta uyandığı bir zaman. Bu süreçte polenler havada yoğun şekilde dolaşıyor. Hava bir esiyor, bir duruyor. Tüm bunlar bazı hastalıklara zemin hazırlıyor. Özellikle hava sıcaklığındaki ani değişimler, üst solunum yolu hastalıklarını artırıyor. Bu nedenle acil servislere başvurularda artış görüyoruz. İnsanlar ne giyeceklerine karar veremiyor. Bazen üşüyor, bazen terliyor ve bu da hastalanmalarına neden oluyor' diye konuştu.</p>

<p>'MASKE KULLANIMI FAYDALI BİR ÖNLEM'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mevsim geçişlerinde maske takmanın önemine vurgu yapan Süleyman İbze, 'En sık karşılaştığımız durumlar enfeksiyonlar oluyor. Bunun yanında polen ve diğer alerjenlerin artmasıyla birlikte alerjik reaksiyonlar da sık görülüyor. İnsanlar hem daha fazla dışarıda vakit geçiriyor hem de havadaki alerjen miktarı arttığı için daha çok etkileniyorlar. Burun akıntısı, gözlerde sulanma, hapşırık gibi belirtiler sıkça görülüyor. Bu durumlar bazen enfeksiyonla karıştırılabiliyor. Özellikle alerjiye yatkın bireylerde bu şikayetler daha sık ortaya çıkıyor. Tedavide genellikle antialerjik ilaçlar kullanılır. Bunun yanı sıra alerjenle temasın azaltılması çok önemlidir. Dışarı çıkarken maske kullanımı gibi önlemler faydalı olabilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'ALERJEN TEMASI AZALTILMALI'</p>

<p>Astım gibi üst solunum yolu sıkıntısı yaşayanların sağlık kuruluşlarına mutlaka başvurması gerektiğini ifade eden Dr. İbze, şöyle konuştu:</p>

<p>'Daha ciddi durumlarda ise astım gibi solunum yolu hastalıkları olan kişilerde nefes darlığı gelişebilir ve bu durum acil başvuruların önemli bir kısmını oluşturur. Bu kişilerin alerjenlerden mümkün olduğunca uzak durmaları gerekir. Ayrıca bu dönemde sebepsiz öksürükler de sık görülür. Bunlar genellikle alerjik kökenlidir. Bu süreçte yapılması gereken en önemli şey, alerjen temasını azaltmaktır. Maske kullanımı ve ani sıcaklık değişimlerinden korunmak, mukozal bariyerin adaptasyonu açısından önemlidir. Şikayetler olduğunda öncelikle birinci basamak sağlık kuruluşlarına, yani aile sağlığı merkezlerine başvurulmalıdır. Acil servisler ise gerçekten acil durumlar için tercih edilmelidir.'</p>

<p>'EV AKARLARI EN SIK GÖRÜLEN ALERJENLERDEN'</p>

<p>Mevsimsel alerjide bir risk grubu olmadığını belirten İbze, 'Ancak daha önce alerjik reaksiyon yaşamış bireyler artık risk grubundadır ve daha dikkatli olmalıdır. Özellikle astım gibi akciğer hastalığı olan kişiler bu dönemde daha hassastır. Genetik olarak doğrudan bir geçiş olmasa da ailede benzer öykülerin olması riski artırabilir. Bu nedenle bu bireylerin daha dikkatli olması gerekir. Bu dönemde insanlar doğaya daha çok çıkıyor. Ancak yeni bitkiler, ağaçlar, böcekler veya hayvanlarla temas da alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Bu konuda da dikkatli olunmalıdır. Ev ortamı da bu açıdan önemlidir. Ev akarları en sık görülen alerjenlerdendir. Bu nedenle ev temizliğine dikkat edilmeli, düzenli havalandırma yapılmalıdır. Bu önlemler alerjik reaksiyonların oluşmasını veya tekrarını azaltacaktır' dedi. (DHA)</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/acil-servislerde-mevsim-gecisi-yogunlugu-uzmanlardan-maske-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/04/agency/dha/acil-servislerde-mevsim-gecisi-yogunlugu-uzmanlardan-maske-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="73245"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Günde 7 bin adım omurga ağrılarını azaltabilir]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/gunde-7-bin-adim-omurga-agrilarini-azaltabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/gunde-7-bin-adim-omurga-agrilarini-azaltabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Omurga yıpranmasını yavaşlatmak için erken tanı ve günlük yükün doğru yönetilmesinin önemine dikkat çeken Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, özellikle günlük yaklaşık 7 bin adımın üzerine çıkıldığında, ek bir sağlık sorunu yoksa ağrı ve şikâyetlerin azalacağı bilinmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vücudun taşıyıcı ve hareket sağlayan ana yapısı omurga, yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Ancak sanılanın aksine yalnızca ilerleyen yaşla değil; günlük alışkanlıklar, sigara kullanımı ve kilo-kas dengesi gibi faktörlerle de zaman içinde yıpranır.</p>

<p>Bu sürecin aslında 'yaşlanma' değil, kullanım ile ilişkili bir dejenerasyon olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, 'Bel ve boyun ağrılarında hangi durumların doğal sayılabileceğini, hangilerinin değerlendirilmesi gerektiğini ayırt etmek önemli. Her dejenerasyon bulgusu hastalık değildir ancak uzun süren ve ihmal edilen şikâyetler daha ciddi sorunlara zemin hazırlayabilir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İKİ HAFTADAN UZUN SÜREN AĞRILAR RİSK TAŞIYOR</strong></p>

<p>Bel ve boyun ağrılarının günlük yaşamda oldukça sık karşılaşılan şikâyetler olduğunu ve çoğu zaman ciddi bir yapısal sorundan kaynaklanmadığını vurgulayan Kaya, kas spazmı, ani zorlanmalar, hazırlıksız yapılan egzersizler, sıcak-soğuk hava değişimleri ya da enfeksiyon sonrası gelişen kas ve eklem ağrıları en yaygın nedenlerden olduğuna dikkati çekerek, 'Ağrının giderek artması, kol veya bacaklara sinir hattı boyunca yayılması ve buna uyuşma, his kaybı, kas güçsüzlüğü ya da yürüme zorluğunun eşlik etmesi durumunda tablo basit bir kas sorununu aşmış olabilir. Özellikle şikâyetler iki haftadan uzun sürüyor, sık tekrarlıyor ve yaşam kalitesini etkiliyorsa, 'nasıl olsa geçer' demek yerine bir sağlık merkezine başvurmak gerekir' dedi.</p>

<p>Yastık seçimi, özellikle boyun dejenerasyonu olan kişilerde zaman zaman rahatlama sağlayabilir ancak belirleyici olan uyku pozisyonundan ziyade, gün içinde tekrarlayan duruş alışkanlıklarıdır diyen Kaya, kalıcı rahatlama için günlük alışkanlıkların gözden geçirilmesi ve omurgaya binen yükün doğru yönetilmesi gerektiğini söyledi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/gunde-7-bin-adim-omurga-agrilarini-azaltabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/04/gunde-7-bin-adim-omurga-agrilarini-azaltabilir.webp" type="image/jpeg" length="53435"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserle mücadelede yeni umut... Bor elementi tıpta öne çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/kanserle-mucadelede-yeni-umut-bor-elementi-tipta-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/kanserle-mucadelede-yeni-umut-bor-elementi-tipta-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akciğer kanseri dünya genelinde milyonlarca can almaya devam ederken, bor elementi üzerine yapılan araştırmalar hedefe yönelik tedavi yöntemleri açısından umut verici sonuçlar ortaya koydu. Her yıl yaklaşık 1,75 milyon insanın hayatını kaybettiği bu hastalık, tıp dünyasını yeni ve daha etkili tedavi yöntemleri arayışına yönlendiriyor. Prof. Dr. Mükerrem Şahin, borun yalnızca sanayide değil, modern tıpta da önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Mükerrem Şahin, Doğayı Dinle Genel Yayın Yönetmeni Nizamettin Bilici'ye yaptığı değerlendirmede, borun yalnızca sanayide değil, modern tıpta da kritik bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.</p>

<p>Şahin'in aktardığı bilgilere göre, borun en dikkat çekici kullanım alanlarından biri Bor Nötron Yakalama Terapisi (BNCT) olarak öne çıktı.</p>

<p>Bu yöntemde bor bileşikleri, seçici olarak tümör hücrelerinde biriktiği, ardından uygulanan düşük enerjili nötronlar, yalnızca kanserli hücreleri hedef alarak içeriden yok ettiği ve bu yaklaşımın klasik radyoterapiden farklı olarak sağlıklı dokulara minimum zarar verme potansiyeli taşıdığı belirtilirken, preklinik çalışmalarda elde edilen veriler, yöntemin dikkat çekici sonuçlar ortaya koyduğunu gösterdi.</p>

<p><strong>KANSER HÜCRELERİNİ ÇÖKERTEN MEKANİZMA</strong></p>

<p>Bor bileşiklerinin etkisi yalnızca hedefleme ile sınırlı değil.</p>

<p>Prof. Dr. Mükerrem Şahin, borun hücresel düzeyde de güçlü bir etki oluşturduğunu ifade ederek, 'Bu etki; programlı hücre ölümü sürecini tetikleme, hücrenin enerji üretim merkezlerini devre dışı bırakma, kanser hücrelerinin çoğalmasını durdurma mekanizmalarla gerçekleşiyor. Özellikle küçük hücreli akciğer kanseri gibi tedavisi zor türlerde bu mekanizmaların büyük önem taşıdığı belirtiliyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Borun etkisi yalnızca tümör hücreleri ile sınırlı olmadığına dikkati çeken Prof. Dr. Şahin, 'Aynı zamanda antibiyotik direnci geliştiren bakterilere karşı da dikkat çekici bir potansiyel taşıyor. Araştırmalarda bor bileşiklerinin, bakterilerin oluşturduğu koruyucu biyofilm tabakasını parçalayabildiği ifade ediliyor. Bu durum, akciğer enfeksiyonları başta olmak üzere birçok kronik hastalıkta borun destekleyici bir rol üstlenebileceğini ortaya koyuyor' diye konuştu.</p>

<p><strong>AKCİĞER DOKUSUNDA DOĞAL UYUM</strong></p>

<p>Şahin'in dikkat çektiği bir diğer önemli konu ise borun vücut içindeki dağılımı.</p>

<p>Bilimsel verilere göre bor, yalnızca kemiklerde değil, akciğer dokusunda da doğal olarak bulunan bir element. Bu durum, bor temelli tedavi yaklaşımlarının hedef dokuya uyum açısından avantaj sağlayabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bitkisel içeriklerle birlikte kullanılan bor bileşikleri, özellikle solunum sistemi sağlığını desteklemeye yönelik formülasyonlarda yer aldığını belirten Şahin, bu ürünlerin doğrudan tedavi yerine geçmese de, destekleyici bir yaklaşım olarak değerlendirildiğini söyledi.</p>

<p><strong>KRİTİK UYARI: DOZ HAYATİ ÖNEME SAHİP</strong></p>

<p>Bu arada Prof. Dr. Mükerrem Şahin, borun potansiyeline dikkat çekerken önemli bir uyarıda da bulundu.</p>

<p>Borun etkisinin doz ile doğrudan ilişkili olduğunu belirten Şahin, yüksek dozlarda istenmeyen etkilerin ortaya çıkabileceğini vurgularken, bor temelli yaklaşımların mutlaka uzman kontrolünde uygulanması gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Bor elementi üzerine yapılan çalışmaların akciğer kanseri başta olmak üzere birçok hastalıkta yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğine dikkati çekerek, 'Henüz klinik uygulamaların tüm aşamaları tamamlanmamış olsa da, mevcut bilimsel veriler borun geleceğin tedavi yöntemleri arasında yer alabileceğine işaret ediyor. Doğanın sunduğu bu sade elementin, modern tıbbın en zorlu hastalıklarından biri olan kanserle mücadelede önemli bir rol üstlenip üstlenmeyeceği ise önümüzdeki yıllarda daha net ortaya çıkacak' diye konuştu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/kanserle-mucadelede-yeni-umut-bor-elementi-tipta-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/04/kanserle-mucadelede-yeni-umut-bor-elementi-tipta-one-cikiyor.webp" type="image/jpeg" length="11109"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uyuşmanın hangi elde gerçekleştiği önemli]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/uyusmanin-hangi-elde-gerceklestigi-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/uyusmanin-hangi-elde-gerceklestigi-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük hayatta pek çok kişinin 'üzerine yatmışım' diyerek geçiştirdiği, ancak geceleri uykudan uyandıracak şiddete ulaşan el uyuşmaları, ihmal edildiğinde kalıcı sinir hasarına yol açabiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, uyuşmanın elin hangi bölgesinde gerçekleştiğinin sorunun kaynağını belirlemede önemli olduğunun altını çizdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eldeki fonksiyon kaybı ve hissizliğin kaynağının genellikle sinirin geçtiği dar anatomik kanallardaki basınç artışı olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, 'Uyuşmanın hissedildiği bölge, sinir basısının konumunu tayin etmede belirleyici bir yere sahip.</p>

<p>Baş, işaret ve orta parmaktaki uyuşmalar bilek kanalındaki karpal tünel sendromuna, serçe ve yüzük parmağındaki uyuşmalar dirsek bölgesindeki kübital tünel sendromuna, tüm el ve kola yayılan şikayetler ise boyun omurlarındaki sinir kökü basılarına yani boyun fıtığına işaret edebilir' açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>KENDİLİĞİNDEN GEÇER DİYE DÜŞÜNMEYİN</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Pek çok hastanın uyuşmaların geçici olduğunu düşünerek hekime başvurmayı ertelediğini belirten Prof. Dr. Selçuk Göçmen, bu tür vakalarda cerrahi açıdan en büyük riskin şikayetlerin kendiliğinden geçmesini bekleyerek süreci aksatmak olduğunu vurguladı. Sinir sıkışmalarının mekanik bir baskı sonucu oluştuğunu hatırlatan Prof. Dr. Göçmen, bası altında kalan sinir liflerinin zamanla fonksiyonunu yitirerek geri dönülemez hasara ve kas erimesine yol açtığını belirtti.</p>

<p>Erken evrede yaşam tarzı değişiklikleri veya fizik tedavi ile çözülebilecek sorunların ihmal edilmesi durumunda elinden eşya düşürme ve düğme ilikleyememe gibi ciddi güç kayıplarının yaşanabileceğini söyleyen Prof. Dr. Göçmen, 'Bu aşamaya gelindiğinde yapılacak bir cerrahi müdahale siniri rahatlatsa bile kaybedilen kas gücünün ve ince motor becerilerin geri kazanılması oldukça güç ve uzun bir rehabilitasyon süreci gerektirir' şeklinde konuştu.</p>

<p>Sinir sisteminin baskıya karşı son derece hassas bir yapıya sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Göçmen, erken aşamada yapılacak bir cerrahi işlemin kalıcı felç ve kas erimesi riskini ortadan kaldıran tek kesin çözüm olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Göçmen, 'Uyuşma nedeniyle uykudan uyanıp kolunuzu ve elinizi sallamak zorunda kalıyorsanız. Elinizde gözle görülür bir güç kaybı başladıysa. Uyuşmaya boyun ağrısı veya kola yayılan keskin ağrılar eşlik ediyorsa. Bileklik veya dinlendirme gibi basit yöntemlerle şikayetleriniz 2 haftadan uzun süredir azalmıyorsa' vakit kaybetmeden bir uzmana danışılması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/uyusmanin-hangi-elde-gerceklestigi-onemli</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/04/uyusmanin-hangi-elde-gerceklestigi-onemli.webp" type="image/jpeg" length="14880"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diş ipi doğru kullanılmadığında fayda değil zarar!]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/dis-ipi-dogru-kullanilmadiginda-fayda-degil-zarar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/dis-ipi-dogru-kullanilmadiginda-fayda-degil-zarar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar diş ipinin, ağız ve diş sağlığında ihmal edilmemesi gereken temel bakım adımlarından biri olduğunu belirtirken, sert ve ani hareketlerin, diş etine doğrudan baskı yaparak travmaya neden olabileceğine dikkat çekti. Periodontoloji Umzanı Dr. Öğr. Üyesi Güler, diş ipinin genellikle akşam yatmadan önce ve diş fırçalandıktan sonra kullanılmasını önerdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, diş ipinin doğru teknikle kullanımının ağız ve diş sağlığındaki önemi, kullanım yöntemi ve olası yanlış inanışlar hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Ağız ve diş sağlığını korumanın en önemli adımlarından birinin, yalnızca diş fırçalamakla yetinmeyip diş aralarının da etkili şekilde temizlenmesi olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, 'Bu noktada diş ipi kullanımı, günlük ağız bakım rutininin vazgeçilmez bir parçasıdır. Ancak doğru teknikle uygulanmadığında istenilen faydayı sağlamadığı gibi diş etlerine zarar da verebilir.' dedi.</p>

<p>Diş ipi kullanımına başlarken yaklaşık 30-40 santimetre uzunluğunda bir parça koparmak gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Güler, 'Daha kısa bir ip, parmaklara yeterince sarılamayacağı için kullanım sırasında kayabilir ve kontrolü zorlaştırır. Koparılan diş ipi, iki elin orta parmaklarına sarılarak sabitlenir. Bu sayede ip, kullanım sırasında kaymaz ve daha kontrollü hareket ettirilebilir. Üst dişlerin temizliğinde baş parmaklar, alt dişlerde ise işaret parmakları kullanılarak daha rahat bir uygulama sağlanır.' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>DİŞ İPİNİN AMACI, DİŞİ SARARAK YÜZEY TEMİZLİĞİ SAĞLAMAK!</strong></p>

<p>Diş ipinin temel amacının, yalnızca diş aralarına girip çıkmak olmadığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, 'Asıl hedef, dişin yüzeyine temas ederek dişin çevresini saracak şekilde temizlik sağlamaktır. Diş ipi, iki diş arasına nazikçe yerleştirildikten sonra temas noktasından hafif bir hareketle geçirilir ve diş etinin yaklaşık 1 mm altına kadar ilerletilir. Ardından ip, dişe 'C' şeklinde sarılarak yukarı doğru çekilir. Aynı işlem, komşu diş için de tekrarlanır. Böylece iki diş arasındaki her iki yüzey de etkin şekilde temizlenmiş olur. Tüm diş araları bu yöntemle tek tek temizlenmelidir.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>DİŞ İPİ KULLANIMININ AKŞAM YATMADAN ÖNCE YAPILMASI DAHA UYGUN!</strong></p>

<p>Diş ipi kullanımının günde bir kez, tercihen akşam yatmadan önce yapılmasını öneren Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, 'Bunun nedeni, gece uyku sırasında tükürük salgısının azalmasıdır. Tükürük miktarının düşmesiyle birlikte ağızda kalan yiyecek artıkları bakteri plağına dönüşür ve bu durum çürük ile diş eti hastalıklarına zemin hazırlar. Bu nedenle gece yatmadan önce hem dişlerin fırçalanması hem de diş aralarının temizlenmiş olması büyük önem taşır.' dedi.</p>

<p>Diş ipi kullanımında en doğru yaklaşımın, önce dişlerin fırçalanması, ardından diş ipi ile ara yüz temizliğinin yapılması olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Güler, 'Diş fırçası, dişlerin görünen yüzeylerini temizlerken, diş ipi ulaşılması zor olan ara yüzlerde etkili olur.' bilgisini paylaştı.</p>

<p>Yanlış teknikle kullanıldığında diş ipinin diş etine zarar verebileceği uyarısını yapan Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, 'İnce ve keskin yapısı nedeniyle agresif hareketlerle kullanıldığında diş etinde kesilmelere yol açabilir. Bu nedenle diş ipini dişlerin arasından geçirirken aceleci davranmamak gerekir.' dedi.</p>

<p>İpin, temas noktasından yavaş ve kontrollü şekilde geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Güler, 'Sert ve ani hareketler, diş etine doğrudan baskı yaparak travmaya neden olabilir. Oysa doğru kullanımda ip, diş etine zarar vermeden diş yüzeyine sarılarak temizleme işlemini gerçekleştirir. Diş ipinin dişlerin arasını açtığı yönündeki inanış da yaygındır. Ancak bu doğru değildir. Doğru teknikle kullanılan diş ipi diş aralarını açmaz. Aksine, yanlış ve sert kullanım diş etine zarar vererek çekilmelere neden olabilir. Bu da zamanla diş aralarında boşluk oluştuğu izlenimini yaratabilir. Özellikle dişleri sıkı temas eden kişilerde diş ipi kullanımı zor olabilir, ancak bu durum kullanımın bırakılmasını gerektirmez.' açıklamasını yaptı..</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/dis-ipi-dogru-kullanilmadiginda-fayda-degil-zarar</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/04/dis-ipi-dogru-kullanilmadiginda-fayda-degil-zarar.webp" type="image/jpeg" length="51321"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diz biyomekaniğini bozan süreç: Lipödem]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/diz-biyomekanigini-bozan-surec-lipodem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/diz-biyomekanigini-bozan-surec-lipodem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Ahmet Karacalar, lipödemin diz eklemlerinde yük artışı ve deformite yaratarak osteoartriti tetiklediğini belirtti. Karacalar, lipödem tedavisi olmadan diz sorunlarının çözümünün mümkün olmadığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Lipödemin sadece estetik bir problem değil, kronik bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Karacalar, lipödemin diz eklemleri üzerindeki teknik hasarını verilerle açıkladı.</p>

<p>Lipödemde deri altı yağ dokusunun artışı, diz biyomekaniğini doğrudan etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Karacalar, 'Artmış doku kütlesi diz eklemine binen yükü artırır. Bu durum, eklem ekseninde bozulmalara (valgus/varus deformiteleri) yol açabilir. Doku kütlesindeki artış yürüme paternini ve kas aktivasyonunu değiştirir. Bu mekanik değişiklikler diz ekleminde dejeneratif süreçleri hızlandırır' dedi.</p>

<p><strong>LİPÖDEM TEDAVİSİ OLMADAN DİZDEKİ SORUN ÇÖZÜLMEZ</strong></p>

<p>Diz ağrılarında sadece ortopedik müdahalenin yeterli olmayabileceğini belirten Karacalar, 'Lipödem erken dönemde fark edildiğinde, yaşam kalitesini artırmaya yönelik yöntemlerle kontrol altına alınabilir. Unutulmamalıdır ki; lipödem tedavisi olmadan diz eklemi sorunlarının tedavisi başarılı olmayacaktır. Uzun süredir devam eden ve nedeni açıklanamayan diz ağrılarında mutlaka bütüncül bir tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/diz-biyomekanigini-bozan-surec-lipodem</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 13:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/04/diz-biyomekanigini-bozan-surec-lipodem.webp" type="image/jpeg" length="68994"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SGK'ya yurt dışından ilaç alımı için yeni usul ve esaslar belirlendi]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/sgkya-yurt-disindan-ilac-alimi-icin-yeni-usul-ve-esaslar-belirlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/sgkya-yurt-disindan-ilac-alimi-icin-yeni-usul-ve-esaslar-belirlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Kararı ile Sosyal Güvenlik Kurumu'nun 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 3'üncü maddesinin (h) bendi kapsamında yurt dışından gerçekleştireceği beşerî tıbbî ürün (ilaç) alımları ve bunlara ilişkin hizmet alımlarının usul ve esasları Resmi Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), yurt dışından yapacağı özel nitelikteki ilaç ve tıbbi ürün alımlarında yeni bir düzenlemeye kavuştu.</p>

<p>Bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı (Karar Sayısı: 11190) ile 'Sosyal Güvenlik Kurumu Tarafından 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 3 üncü Maddesinin (h) Bendi Kapsamında Yurt Dışından Gerçekleştirilecek Beşerî Tıbbî Ürün Alımları ve Bunlara İlişkin Hizmet Alımlarına Dair Usul ve Esaslar' yürürlüğe girdi.</p>

<p>Karar, SGK'nın kamusal ihale kurallarının dışında tutulan (h) bendi kapsamında, yurt dışından temin edeceği beşerî tıbbi ürünler (ilaçlar) ile bu alımlara bağlı hizmetlerin (lojiistik, gümrük, depolama vb.) nasıl gerçekleştirileceğini belirliyor. Bu düzenleme, özellikle yurtiçinde bulunmayan veya tedariki zor olan kritik ilaçların SGK tarafından daha hızlı ve etkin şekilde temin edilmesini amaçlıyor. Kararda alım süreci, fiyat araştırması, sözleşme koşulları, ödeme usulleri ve denetim mekanizmalarına ilişkin detaylı hükümler yer aldı.</p>

<p>SGK'nın bu kapsamdaki alımları, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun genel ihale prosedürlerinden muaf tutulurken, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine uygun şekilde yürütülmesi hedeflendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu Cumhurbaşkanı kararının detayına ulaşmak için <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/04/20260424-14.pdf" rel="nofollow"><strong>tıklayabilirsiniz</strong></a></p>

<p></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/sgkya-yurt-disindan-ilac-alimi-icin-yeni-usul-ve-esaslar-belirlendi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/04/sgkya-yurt-disindan-ilac-alimi-icin-yeni-usul-ve-esaslar-belirlendi.webp" type="image/jpeg" length="13754"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alzheimer tedavisinde yeni umut... Nöromodülasyon yöntemleri öne çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/alzheimer-tedavisinde-yeni-umut-noromodulasyon-yontemleri-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/alzheimer-tedavisinde-yeni-umut-noromodulasyon-yontemleri-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, ilaçların hastalığı durduramadığını, ancak nöromodülasyon tekniklerinin süreci yavaşlatmada umut vadettiğini belirtiyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, bu nedenle son yıllarda nöromodülasyon yöntemlerinin giderek daha fazla önem kazandığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, Alzheimer ve demans tedavisinde ilaç dışı yöntemlerin giderek daha fazla önem kazandığını belirterek, nöromodülasyon tekniklerinin hastalığın seyrini yavaşlatmada umut verici sonuçlar sunduğunu açıkladı.</p>

<p>Alzheimer hastalığı'nın küresel ölçekte artan bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayan Dr. Şalçini, mevcut ilaç tedavilerinin hastalığı durduramadığını, yalnızca semptomları sınırlı ölçüde hafiflettiğini ifade etti. Anti-amiloid tedavilere yönelik çalışmaların sürdüğünü ancak yan etkiler ve maliyet gibi nedenlerle henüz yaygın kullanıma girmediğini söyledi. Nöromodülasyonun; elektrik, manyetik alan, ışık ve ses dalgaları gibi fiziksel uyarılarla beyin fonksiyonlarını doğrudan etkileyen bir yaklaşım olduğunu belirten Şalçini, bu yöntemlerin sinaptik plastisiteyi artırarak beyin ağlarını güçlendirmeyi hedeflediğini dile getirdi. Alzheimer'ın artık yalnızca protein birikimiyle değil, aynı zamanda bir 'bağlantı hastalığı' olarak değerlendirildiğini de sözlerine ekledi.</p>

<p>Non-invaziv yöntemlerin günümüzde daha yaygın kullanıldığını belirten Şalçini, özellikle rTMS uygulamasının öne çıktığını ifade etti. Bir diğer yöntem olan tDCS'nin ise düşük yoğunluklu elektrik akımıyla nöronal uyarılabilirliği düzenlediğini ve özellikle hafif bilişsel bozukluklarda etkili olabildiğini aktardı. Ayrıca ultrason temelli Transkraniyal Pulse Stimülasyonu ve odaklanmış ultrason uygulamalarının da derin beyin yapılarına ulaşarak nöroplastisiteyi artırabildiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Işık temelli tedaviler ve 40 Hz frekanslı uyarımların da son yıllarda dikkat çektiğini belirten Şalçini, bu yöntemlerin beyin hücreleri üzerindeki olumlu etkilerinin araştırıldığını kaydetti. Tüm bu gelişmelere rağmen demans tedavisinde tek bir standart yaklaşım bulunmadığını vurgulayan Şalçini, tedavi planlarının hastaya özel olarak şekillendirilmesi gerektiğini söyledi. Nöromodülasyon tekniklerinin ilaç tedavileri ve bilişsel rehabilitasyonla birlikte uygulanmasının daha etkili sonuçlar verebileceğini ifade etti.</p>

<p>Uzmanlar, nöromodülasyon yöntemlerinin umut verici olmakla birlikte henüz gelişim aşamasında olduğunu ve uzun vadeli etkilerinin netleşmesi için daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/alzheimer-tedavisinde-yeni-umut-noromodulasyon-yontemleri-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/04/alzheimer-tedavisinde-yeni-umut-noromodulasyon-yontemleri-one-cikiyor.webp" type="image/jpeg" length="99623"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bağışıklık sistemi değişti! Kadınlar daha çok hissediyor]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/bagisiklik-sistemi-degisti-kadinlar-daha-cok-hissediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/bagisiklik-sistemi-degisti-kadinlar-daha-cok-hissediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni araştırmalar kadın ve erkeklerin ağrıyı yalnızca farklı hissetmediğini, bu süreci biyolojik olarak tamamen farklı deneyimlediğini ortaya koydu. Bağışıklık sistemi kaynaklı spesifik bir proteinin, ağrının süresini belirleyen kritik faktör olabileceğine işaret ediyor. Uzmanlar, bu farkın psikolojik bir eşikten ziyade tamamen nörobiyolojik, hormonal ve immünolojik farklılıkların doğal bir sonucu olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Science Immunology Dergisi'nde yayımlanan 'Monocyte-derived IL-10 drives sex differences in pain duration' başlıklı yazıda enfeksiyon sonrası gelişen ağrının cinsiyetler arasındaki süre farkı fareler üzerinden inceledi. Araştırmaya göre ağrı kontrolünde etkili olan, vücudumuzun bağışıklık hücreleri tarafından üretilen, sitokin olarak bilinen özel bir protein türü olan IL-10'un, erkeklerde daha yüksek olduğu kanıtlandı. Bu protein, ağrının hafiflemesinde hayati bir öneme sahip.</p>

<p><strong>Kadın hastaların rehabilitasyon süreci daha hassas planlanmalı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ağrının oluşum mekanizmasının karmaşık bir süreç ve hekimliğin ağrı dindirme sanatı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Göçmen, yıllarca kadın hastaların kronik ağrı şikayetlerinin klinik ortamlarda yeterince ciddiye alınmadığını ya da hastanın duygusal durumlarıyla açıklandığını hatırlatarak, 'Ancak bu yeni araştırmaya göre ortada somut bir bağışıklık sistemi farkı var. Kadınların ağrısı daha uzun sürüyor çünkü vücutları o ağrıyı kapatacak biyolojik mekanizmaya erkekler kadar kolay erişemiyor. Bu bulgular, kadın hastalarımızda ameliyat sonrası rehabilitasyon süreçlerini çok daha hassas planlamamız gerektiğini gösteriyor' açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>Kadınlarda ağrıyı dindiren alarm daha geç devreye giriyor</strong></p>

<p>Vücudumuzdaki yaralanma sonrası oluşan ağrıyı dindirmek için bağışıklık sisteminin bir noktada dur alarmı vermesi gerekiyor. Prof. Dr. Selçuk Göçmen, erkeklerdeki hormonların bu sinyali veren IL-10 proteinini artırdığını belirterek, 'Erkeklerdeki hormonal destek, ağrıyı durduran doğal bir mekanizmayı tetikliyor. Kadınlarda ise bu destek daha zayıf olduğu için ağrı sinyali daha uzun süre açık kalıyor' diye konuştu.</p>

<p><strong>Kişiselleştirilmiş tedavi yöntemleri yeni standart olacak</strong></p>

<p>Son yıllarda araştırmacıların 'tek tip ağrı tedavisi' yaklaşımının hatalı olduğunu vurgulayarak cinsiyete özgü ağrı mekanizmalarını, hormon döngüsüne göre hazırlanan tedavi planlarını, bağışıklık sistemi temelli ağrı kontrolünü ve kişiselleştirilmiş analjezi yöntemlerini kapsayan yeni bir yaklaşımı savunduklarının altını çizen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, 'Bilimsel çalışmalar, kadınların ağrıyı daha yoğun hissetmekten ziyade, biyolojik olarak farklı işleyen bir sinir-bağışıklık sistemi nedeniyle bu süreci daha uzun yaşadığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre bu önemli bulgu, ağrı tedavisinde cinsiyete özel yaklaşımların gerekliliğini net bir şekilde gündeme taşımak anlamına geliyor. Sonuç olarak kadınların ağrıyı daha uzun süreli tecrübe etmesi psikolojik veya kültürel bir durum değil, tamamen nöro-hormonal bir gerçeklik' açıklamasında bulundu.</p>

<p>Prof. Dr. Göçmen, 'Hastanın sadece şikayetine değil, biyolojik kimliğine de odaklanan kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önümüzdeki dönemde standart hale geleceğine inanıyorum' dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/bagisiklik-sistemi-degisti-kadinlar-daha-cok-hissediyor</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/04/bagisiklik-sistemi-degisti-kadinlar-daha-cok-hissediyor.webp" type="image/jpeg" length="60518"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Psikiyatride geleceğin yol haritası belirlendi]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/psikiyatride-gelecegin-yol-haritasi-belirlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/psikiyatride-gelecegin-yol-haritasi-belirlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'nın Belek turizm merkezinde 15-18 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenen '17. Uluslararası Psikofarmakoloji ve Çocuk-Ergen Psikofarmakolojisi / Psikoterapi Kongresi', bilim dünyasında bıraktığı güçlü izlerle tamamlandı. Psikofarmakoloji Derneği'nin (PD) ev sahipliğinde, 'Tedavi Direncinin Üstesinden Gelmek' ana temasıyla gerçekleştirilen Kongre hem içerik zenginliği hem de uluslararası katılımıyla dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Psikiyatri alanında Türkiye'nin en önemli bilimsel buluşmalarından biri olarak gösterilen kongrede; biyolojik psikiyatri, sinirbilim ve psikiyatrik nörogörüntüleme başta olmak üzere güncel gelişmeler masaya yatırıldı. Farklı ülkelerden gelen bilim insanları ile Türkiye'den genç hekimleri bir araya getiren organizasyon, bilgi paylaşımının yanı sıra güçlü bir akademik etkileşim ortamı sundu.</p>

<p>Türk Psikofarmakoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Kemal Sayar, kongrenin ardından yaptığı değerlendirmede organizasyonun ulaştığı seviyeye dikkat çekerek, 'Uluslararası Psikofarmakoloji Kongresi, ülkemizin en önemli psikiyatri buluşmalarından biri olmayı sürdürüyor. Bu yıl da yurt dışından yaklaşık 50 bilim insanını ve Türkiye'den bine yakın katılımcıyı ağırladık. Her yıl çıtayı daha yukarı taşıyarak, dünyadaki güncel gelişmeleri meslektaşlarımızla buluşturuyoruz. Genç hekimlerimizin, alanında öncü isimlerle doğrudan temas kurması bizim için son derece kıymetli. Ayrıca 200'ün üzerinde katılımcıya burs sağlayarak ve 200 asistanımıza ücretsiz katılım imkânı sunarak bilimsel erişimi genişletmeye devam ediyoruz. Burası aynı zamanda bilginin üretildiği ve paylaşıldığı bir bilim platformudur' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kongrenin Onursal Başkanı Prof. Dr. Mesut Çetin de özellikle gençlerin alanında uzman bilim insanlarıyla temasa geçmesi, sorular sorarak bilgi alışverişinde bulunmuş olması yönüyle çok verimli geçtiğini belirtirken, 'Ortaklaşa çalışmalarda yer alabilmeleri de önemli. Kongre kapsamında tüm sunumlar anında tercüme edildi. Katılımcılar kendi dilinde soru sorabildiler, bu da iletişim ve etkileşimi kuvvetlendirdi' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kongre Başkanı Doç. Dr. Ayşe Sakallı Kani ise organizasyonun bilimsel derinliğine ve etkileşim gücüne vurgu yaptı. Kani, '2005 yılından bu yana düzenlediğimiz kongremizin 17'ncisini bu yıl büyük bir başarıyla gerçekleştirdik. 10 farklı ülkeden yabancı konuşmacı, 280'in üzerinde bilim insanı ve 650'ye yakın katılımcıyla son derece canlı, zengin ve doyurucu bir bilimsel ortam oluştu. Kongremiz yalnızca bilgi paylaşımı değil, aynı zamanda kültürlerarası etkileşim açısından da önemli bir platform sunuyor. Yapay zekâ destekli yeni tedavi algoritmaları ve kişiye özgü tedavi yaklaşımları bu yılın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı' dedi.</p>

<p>Kongrenin Eş Başkanı Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Doç. Dr. Alperen Bıkmazer de yoğun ilginin bilimsel kaliteyi yansıttığını belirterek, 'Kongremize hem yurt içinden hem de yurt dışından çok sayıda bildiri ve panel başvurusu geldi. Bu yoğunluk, kongremizin bilimsel derinliğinin ve uluslararası niteliğinin güçlü bir göstergesidir. Türkiye'de düzenlenen kongreler arasında en fazla uluslararası konuşmacıya ev sahipliği yapan organizasyonlardan biri olmanın gururunu yaşıyoruz. Özellikle genç meslektaşlarımıza sağladığımız burslar, yabancı konuşmacılarla kurulan temas ve oluşturulan akademik ağlar, onların mesleki gelişimine önemli katkılar sağlayacaktır' diye konuştu.</p>

<p>Hasan Eker yönetimindeki Burkon tarafından organize edilen ve Bilimsel oturumların yanı sıra anlık çeviri imkânı sayesinde katılımcıların kendi dillerinde iletişim kurabildiği kongre, disiplinler arası yaklaşımı ve kapsayıcı yapısıyla öne çıktı. Genç araştırmacıların uluslararası bilim insanlarıyla bir araya gelerek ortak projelere zemin hazırladığı organizasyon, psikofarmakoloji alanında yeni iş birliklerinin kapısını araladı.</p>

<p>Yoğun katılım, güçlü akademik içerik ve uluslararası etkileşimle tamamlanan kongre, psikiyatri alanında hem Türkiye'nin hem de bölgenin en önemli bilimsel platformlarından biri olma niteliğini bir kez daha pekiştirdi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/psikiyatride-gelecegin-yol-haritasi-belirlendi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/04/psikiyatride-gelecegin-yol-haritasi-belirlendi.webp" type="image/jpeg" length="51534"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan kalp sağlığı uyarısı: Riskler erken yaşta başlıyor]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/uzmandan-kalp-sagligi-uyarisi-riskler-erken-yasta-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/uzmandan-kalp-sagligi-uyarisi-riskler-erken-yasta-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada 19,2 milyon kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor. Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Gündüz, kalp ve damar hastalıklarının genetik ve yaşam tarzı faktörlerinin birleşimiyle ortaya çıktığını belirterek, 'Önlenebilir riskleri kontrol etmek hayat kurtarır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Gündüz, kalp ve damar hastalıklarının yalnızca yaşlılıkla ortaya çıkan bir sorun olmadığını, risk faktörlerinin çok erken yaşlarda şekillendiğini söyledi. Gündüz, yüksek tansiyon, kötü kolesterol (LDL) yüksekliği, sigara kullanımı, diyabet, obezite, hareketsiz yaşam ve kronik stresin değiştirilebilir risk faktörleri olduğunu, yaş, cinsiyet ve aile öyküsünün ise değiştirilemeyen riskler arasında yer aldığını ifade etti. Erkeklerde riskin genellikle 45 yaş sonrası, kadınlarda ise menopozla birlikte arttığını belirtti.</p>

<p>Hastalığın temellerinin gençlik yıllarında atıldığını vurgulayan Gündüz, sigara, sağlıksız beslenme ve genetik yatkınlığın erken dönemde; orta yaşta tansiyon ve kolesterol yüksekliğinin; ileri yaşta ise kronik hastalıkların daha belirgin hale geldiğini söyledi.</p>

<p>Kalp hastalıklarında erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirten Gündüz, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, aşırı yorgunluk, çabuk yorulma, mide rahatsızlığı gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Dünya genelinde kardiyovasküler hastalıkların artış eğiliminde olduğunu aktaran Gündüz, her yıl milyonlarca kişinin bu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini, Türkiye'de ise ölümlerin yaklaşık yüzde 36'sının dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandığını hatırlattı. Korunmanın yaşam tarzı değişiklikleriyle mümkün olduğunu vurgulayan Gündüz, Akdeniz tipi beslenme, tuz tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz, sigaranın bırakılması ve ideal kilo kontrolünün kalp sağlığı açısından kritik olduğunu söyledi.</p>

<p>Hipertansiyonun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğine dikkat çeken Gündüz, kontrolsüz yüksek tansiyonun kalp kasını zorladığını, damar yapısını bozarak kalp krizi ve inme riskini artırdığını belirtti. Ayrıca kilo kaybının tansiyon üzerinde doğrudan olumlu etki yaptığını ve ilaç tedavisinin doktor önerisi olmadan bırakılmaması gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gündüz, kalp sağlığının korunmasının tek bir önlemle değil, uzun vadeli bir yaşam disipliniyle mümkün olduğunu ifade etti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/uzmandan-kalp-sagligi-uyarisi-riskler-erken-yasta-basliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/04/uzmandan-kalp-sagligi-uyarisi-riskler-erken-yasta-basliyor.webp" type="image/jpeg" length="99429"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanlarından döllenmeye dair yeni açıklama]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/bilim-insanlarindan-dollenmeye-dair-yeni-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/bilim-insanlarindan-dollenmeye-dair-yeni-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre döllenme süreci, 'en hızlı spermin kazanması' şeklinde değil, yumurtanın biyokimyasal uyum gösterdiği spermi seçmesiyle gerçekleşiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tüp bebek uzmanı Op. Dr. Betül Kalay, döllenme sürecine ilişkin yaygın bilinen 'spermlerin yumurtaya doğru yarıştığı ve en hızlı olanın döllendiği' anlatısının bilimsel olarak eksik olduğunu belirtti. Kalay, Stockholm Üniversitesi ve Manchester Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalara atıfta bulunarak, yumurtanın pasif bir yapı olmadığını, aksine seçici bir rol üstlendiğini ifade etti.</p>

<p>Açıklamaya göre yumurtalar, 'kemoatraktan' adı verilen kimyasal sinyaller salgılayarak genetik açıdan daha uyumlu spermleri yönlendiriyor. Bu durumun, döllenmenin yalnızca hızla değil biyokimyasal uyumla gerçekleşen bir seçim süreci olduğunu ortaya koyduğu belirtildi. Kalay, yumurtaların farklı spermler arasında seçim yapabildiğini ve uygun spermin yumurtaya ulaştığı anda diğer spermlerin girişini engelleyen bir mekanizmanın devreye girdiğini aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Proceedings of the Royal Society B dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, bu sürecin 'gizli dişi seçimi' mekanizmasıyla yürüdüğü ve insan döllenmesinin yalnızca bir yarış değil, karmaşık bir biyolojik uyum süreci olduğu vurgulandı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/bilim-insanlarindan-dollenmeye-dair-yeni-aciklama</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 12:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/04/bilim-insanlarindan-dollenmeye-dair-yeni-aciklama.webp" type="image/jpeg" length="44244"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlığa Evet Derneği'nden 'elektronik sigara' uyarısı!]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/sagliga-evet-derneginden-elektronik-sigara-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/sagliga-evet-derneginden-elektronik-sigara-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlığa Evet Derneği, gündemdeki yeni tütün kontrolü kanun teklifine ilişkin kaygılarını açıkladı. Dernek, düzenlemenin mevcut kazanımları zayıflatabileceğini ve elektronik sigara gibi ürünlerin önünü açabileceğini savundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlığa Evet Derneği, son günlerde kamuoyuna yansıyan yeni tütün kontrolü kanun teklifi hazırlıklarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Dernek, teklifin mevcut tütünle mücadele politikalarını zayıflatabileceği uyarısında bulundu. Açıklamada, kanun hazırlık sürecinin meslek örgütleri, uzmanlık dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarından habersiz yürütüldüğü öne sürülerek, bunun ciddi bir eksiklik olduğu vurgulandı. Dernek, sürecin şeffaf olmamasının kamuoyunda kaygı yarattığını belirtti.</p>

<p>Türkiye'nin 2008 yılından bu yana uyguladığı 'Yüzde 100 dumansız hava sahası' ilkesinin tehlikeye girebileceği ifade edilen açıklamada, yeni düzenlemede yer aldığı iddia edilen 'sigara içme alanları' uygulamasının mevcut yasal düzenlemeleri işlevsiz hale getirebileceği savunuldu. Dernek özellikle elektronik sigara, ısıtılmış tütün ürünleri ve nikotin poşetlerine ilişkin düzenlemelere dikkat çekti. Bu ürünlerin 'tütün ürünü' kapsamına alınmasının yasaklama değil, aksine serbestleşme anlamına gelebileceği belirtilerek, söz konusu ürünlerin üretim, ithalat ve satışının tamamen yasaklanması gerektiği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="344" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/12/sed-logo-1775995028-757-x750.png" width="750" /></p>

<p>Açıklamada ayrıca, mevcut yasakların uygulanmasında denetim eksiklikleri bulunduğu ve satış noktalarındaki ihlallere yeterli yaptırım uygulanmadığı da dile getirildi. Yeni düzenlemenin hedeflerine ilişkin soru işaretlerine dikkat çeken dernek, halk sağlığını korumaya yönelik adımların geciktirilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Sağlığa Evet Derneği, yetkililere çağrıda bulunarak, mevcut tütünle mücadele kazanımlarının korunması ve özellikle gençleri tehdit eden yeni nesil ürünlere karşı daha net ve kararlı bir duruş sergilenmesi gerektiğini kaydetti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/sagliga-evet-derneginden-elektronik-sigara-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 16:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/04/sagliga-evet-derneginden-elektronik-sigara-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="40882"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınlarda kalp krizinde ölüm riski daha yüksek]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/kadinlarda-kalp-krizinde-olum-riski-daha-yuksek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/kadinlarda-kalp-krizinde-olum-riski-daha-yuksek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp hastalıkları kadınlar ve erkeklerde aynı şekilde ilerlemiyor, özellikle ölüm açısından fark belirginleşiyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, erkeklerde daha sık görülse de kalp hastalıklarında ölüm oranı kadınlarda daha yüksek olduğunu belirterek, kadınlarda bu durumun menopoz sonrası arttığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp hastalıkları hem dünyada hem de Türkiye'de en yaygın ölüm nedeni. Kalp ve damar hastalıkları; koroner kalp hastalığı, serebrovasküler hastalık ve romatizmal kalp hastalığı gibi kalp ve kan damarlarını etkileyen bir grup rahatsızlığı kapsıyor. Bu hastalıklara bağlı ölümlerin beşte dördünden fazlası kalp krizi ve inme nedeniyle oluyor, ölümlerin üçte biri ise 70 yaşın altındaki kişilerde gerçekleşiyor.</p>

<p><strong>BELİRTİLER FARKLI ŞEKİLLERDE ORTAYA ÇIKABİLİYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalbin verebileceği sinyalleri anlamak için ona kulak verilmesi gerektiğini dile getiren Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, 'Kalbi bir eve benzetiyorum. Nasıl ki bir evde su tesisatı, elektrik sistemi, duvarlar ve kapılar bir bütün halinde çalışıyorsa, kalp de benzer şekilde farklı yapılardan ve sistemlerden oluşuyor. Bu sistemlerde ortaya çıkan bir sorun, kendini farklı şikayetlerle gösterir. Bu nedenle hastanın şikayetlerinin türü ve sahip olduğu risk faktörleri, hangi 'tesisata' odaklanmamız gerektiğini anlatır. Muayene sırasında da bu doğrultuda değerlendirme yaparak sorunun kaynağını belirleriz. Bu nedenle kalbi etkileyebilecek pek çok neden olsa da en sık karşılaşılan belirtiler; kola, çeneye veya sırta yayılabilen baskı ya da yanma tarzında göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik, mide bulantısı, kusma ve terleme şeklinde sıralanabilir. Burada önemli olan daralan damara zamanında müdahale edebilmek. Bunun için de stent takılabilir, balon işlemi veya bypass uygulanabilir. Bu operasyonlar zamanında yapıldığında kalp rahatsızlığının etkilerini büyük ölçüde azaltabiliriz. Ancak hasta belirtileri göz ardı edip sağlık merkezine geç başvurursa her türlü önleme rağmen hayatına kalp yetmezliği ile devam etmek zorunda kalabilir' diye konuştu.</p>

<p>Kalp sağlığı için tütün ürünlerinin kesinlikle bırakılması gerektiğinin altını çizen Alagiç, 'Ayrıca özel durumu olan hastalar hariç haftanın en az 5 günü en az yarım saat egzersiz yapılmalı. Günlük tuz tüketimi Türk mutfağında bu miktar 18 grama kadar çıkabilse de 5 gramı geçmemeli. Balık tüketimi omega-3 açısından zengin somon, uskumru ve sardalya gibi türlerle haftada en az 1 olmalı, kırmızı et mümkün olduğunca azaltılmalı ve haftada en fazla 350-500 gram tüketilmeli. Günde 30 gram çiğ kuruyemiş, en az 200 gram meyve ve en az 200 gram sebze tüketimi gibi küçük değişikliklerle kalbi korumak mümkün' dedi.</p>

<p><strong>KALP KONTROLLERİNE BAŞLAMA YAŞI GİDEREK DÜŞÜYOR</strong></p>

<p>Kalp sağlığının takipçisi olmak için neler yapılması gerektiğine de değinen Alagiç, sağlık merkezine başvurulduğunda hastanın hikayesini dinleyerek skorlama yöntemiyle değerlendirme yapıldığını, gerekli görüldüğünde EKO, kontrastlı sanal anjiyo veya efor testi gibi görüntüleme tetkiklerine başvurulduğunu söyledi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/kadinlarda-kalp-krizinde-olum-riski-daha-yuksek</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/04/kadinlarda-kalp-krizinde-olum-riski-daha-yuksek.webp" type="image/jpeg" length="97935"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çuhadaroğlu: Orta Doğu'da patlak veren savaş, akciğer sağlığını da doğrudan etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/cuhadaroglu-orta-doguda-patlak-veren-savas-akciger-sagligini-da-dogrudan-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/cuhadaroglu-orta-doguda-patlak-veren-savas-akciger-sagligini-da-dogrudan-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Toraks Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, 'Orta Doğu'da patlak veren savaş, akciğer sağlığını da doğrudan etkiliyor. Bugün bombalamalar; petrol alanları, rafineriler, fabrikalar bombalandığı zaman çok ciddi ortama duman yayılıyor. Bu sadece o ülkeyi değil, yıkılan binaların asbestleri sadece orayı değil özellikle duman içindeki partiküller, yağmur bulutlarına doğru giderek, bir rüzgarla Türkiye Cumhuriyeti'nin üstüne de yağıyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Toraks Derneği'nin 29. Yıllık Kongresi, Serik'e bağlı Belek turizm merkezindeki bir otelde düzenlendi. Derneğin Genel Başkanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, hem kongre hem de Orda Doğu'da yaşanan savaşın neden olacağı sağlık sorunlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Kongreye 1200'e yakın katılımcının geldiğini belirten Prof. Dr. Çuhadaroğlu, '800'e yakın bildiri, 200'e yakın konferans, kongre boyunca olacak. Sadece Türkiye'den değil; Azerbaycan'dan, Kıbrıs'tan, Balkan ülkelerinden, bunun ötesinde Avrupa Solunum Derneği Başkanı, keza ABD'den Solunum Derneği Başkanları geldi. Filistin Toraks Derneği Başkanı da konuşmacı ve davetliydi ancak bu son olaylar nedeniyle ne yazık ki kendisini ağırlayamadık' dedi.</p>

<h2>'O KİRLİ HAVAYI BİZ DE SOLUYORUZ'</h2>

<p>Orta Doğu'da yaşanan savaşın büyük sorunlar oluşturduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Çuhadaroğlu, 'Ne yazık ki kongremizi yaptığımız şu dönemlerde ve öncesinde Orta Doğu'da patlak veren savaş, akciğer sağlığını da doğrudan etkiliyor. Kongrede bu konuda da konuşuyoruz, bu konuda da bildirilerimizle bu sıkıntının akciğer için de önemli olduğunu vurguluyoruz. Bugün bombalamalar; petrol alanları, rafineriler, fabrikalar bombalandığı zaman çok ciddi ortama duman yayılıyor. Bu sadece o ülkeyi değil, yıkılan binaların asbestleri sadece orayı değil özellikle duman içindeki partiküller, yağmur bulutlarına doğru giderek, bir rüzgarla Türkiye Cumhuriyeti'nin üstüne de yağıyor. Komşularımız değil, biz de hem havamızla, yağan yağmurla, toprağımızla bu kirli savaştan nasibimizi almış oluyoruz. Kongrede bunu da konuşuyoruz. Bana dün 'Çözüm var mı?' dediler; çözüm barış. Tıbbi olarak bunlardan kaçmak mümkün değil. Bugün burada bile konuşurken belki o kirli havayı biz de soruyoruz' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>'KOAH VE ASTIM' UYARISI</h2>

<p>Savaş nedeniyle oluşan ortamın zamanla önemli hastalıklara yol açtığına işaret eden Prof. Dr. Çuhadaroğlu, 'Birincisi kirli hava, kirli ortam hasta olanlar için çok hızlı olumsuz etki yapıyor; KOAH'lar, astımlar, çocuklar ve akciğeri gelişenlere çok hızlı etki yapıyor. Ama bunun dışında gerek toprak gerek yer altı suları gerek havada asılı kalan partikülleri uzun süre solumak, orta ve uzun vadede de bazı hastalıklara yol açabiliyor. Bunlar dilerim çok az olur. Kötü huylu akciğer hastalıkları olabileceği gibi, KOAH ya da astıma zemin hazırlamak gibi bir durumla karşı karşıya kalabiliriz' dedi.</p>

<h2>'SAVAŞLAR SAĞLIK GİDERLERİNİN ARTMASINA SEBEP OLUYOR'</h2>

<p>Savaşın her olumsuz şeyin nedeni olabildiğine vurgu yapan Türk Toraks Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, 'Silah gideri, harcamalarınızın artması, petrole zam gelmesi ama bunların ötesinde onlar belki tamir edilebilir birkaç yılda; ama sağlığa olan şey tamir edilemez. Tabii ki sağlık giderlerinin de artmasına sebep oluyor. Savaş dediğiniz şey, harcamaların sağlıktan başka şeylere doğru kayması. Diğeri artan ekonomik problemler sağlığa ayrılan parayı azaltıyor. Onun dışında yerel halk için yıkım; komşular içerisinde ortaya çıkan çevre ve hava kirliliğinin bu bölgeye yansıması anlamına geliyor. O yüzden mücadele etmemiz gereken, çözmemiz gereken şey; bir barış ortamının yaratılması ve savaştan kurtulmak' dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/cuhadaroglu-orta-doguda-patlak-veren-savas-akciger-sagligini-da-dogrudan-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 17:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/04/c-u-h-a-d-a-r-o-g-l-u-o-r-t-a-d-o-g-u-d-a-p-a-t-l-a-k-v-e-r-e-n-s-1254718-373383.jpg" type="image/jpeg" length="52674"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu'na CAR-T Merkezi sunumu]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/bakan-memisogluna-car-t-merkezi-sunumu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/bakan-memisogluna-car-t-merkezi-sunumu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, üniversite bünyesinde kurulan CAR-T Hücresel Tedavi Merkezi hakkında, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'na sunum yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, Ankara'da Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nu ziyaret etti. Rektör Özkan, üniversite içerisinde hayata geçirilen ileri tedavi altyapısı hakkında Bakan Memişoğlu'na kapsamlı bilgi verdi. Görüşmede, Rektör Özkan, Türkiye'nin sağlık alanındaki stratejik hedefleri doğrultusunda kurulan merkezin önemini vurguladı.</p>

<h2>'İLK TEDAVİ İÇİN GÜN SAYIYORUZ'</h2>

<p>Rektör Özkan, merkezle birlikte Türkiye'nin ileri hücresel tedavilerde önemli bir eşiği aştığını belirterek, ilk uygulama için hazırlıkların sürdüğünü ifade etti. Rektör Özkan, 'Ülkemiz için stratejik öneme sahip bu ileri tedavi altyapısını kazandırmış olmanın gururunu yaşıyoruz. İlk tedaviyi gerçekleştirmek için gün sayıyoruz' dedi. Rektör Özkan, merkezin yalnızca tedavi değil aynı zamanda bilimsel üretim açısından da kritik rol üstleneceğini vurguladı.</p>

<h2>HEM HASTALARA UMUT HEM TÜRKİYE'YE GÜÇ</h2>

<p>Yeni merkezin, kanser tedavisinde özellikle dirençli vakalar için umut olmasının hedeflendiğini belirtilirken, Türkiye'nin bu alandaki bilimsel ve teknolojik kapasitesine de önemli katkılar sunması bekleniyor. Özkan, merkezin klinik başarı ile akademik üretimi bir araya getireceğini ifade ederek, 'Hem hastalarımıza umut olması hem de ülkemizin sağlık alanındaki yetkinliğine güçlü katkılar sağlaması en büyük hedefimizdir' ifadelerini kullandı.</p>

<h2>BAKANLIĞA TEŞEKKÜR VE DESTEK VURGUSU</h2>

<p>Rektör Özkan, Sağlık Bakanı Memişoğlu'na destekleri ve nazik kabulleri için teşekkür ederken CAR-T merkezinin Türkiye'nin sağlıkta bağımsızlık hedefleri açısından kritik bir adım olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akdeniz Üniversitesi'nde kurulan merkezde ilk tedavilerin kısa süre içinde başlaması beklenirken, Türkiye'nin bu alanda dünyadaki sınırlı sayıdaki merkezler arasında yerini güçlendirmesi öngörülüyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/bakan-memisogluna-car-t-merkezi-sunumu</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/04/agency/dha/bakan-memisogluna-car-t-merkezi-sunumu.jpg" type="image/jpeg" length="25700"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aile Hekimliği Yönetmeliği'nde önemli değişiklik... Online muayene dönemi!]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/aile-hekimligi-yonetmeliginde-onemli-degisiklik-online-muayene-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/aile-hekimligi-yonetmeliginde-onemli-degisiklik-online-muayene-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde kapsamlı değişiklikler yaptı; uzaktan sağlık hizmeti, şiddet durumlarında işlem prosedürleri ve aile hekimliği sözleşmelerinde yeni düzenlemeler yürürlüğe girdi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, bugün yayımlanan Resmî Gazete ile Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde kapsamlı değişiklikler yaptı. Yönetmelikte yapılan düzenlemelerle, aile hekimliği uygulamasında hem hizmet sunumu hem de sözleşme ve yerleştirme süreçleri güncellendi.</p>

<p>Buna göre yönetmeliğe eklenen önemli değişiklikler arasında, aile hekimlerinin <strong>evde ve uzaktan sağlık hizmeti sunabilmesi, </strong>vekalet veya görevlendirme durumunda birimin tüm işlemlerini yapabilmesi yer alırken, sağlık hizmeti sırasında yaşanan şiddet olaylarında, şiddet uygulayan kişilerin aile hekiminden farklı aile sağlığı merkezine yönlendirilmesi düzenlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sözleşmeli aile hekimliği ve aile sağlığı çalışanlarına ilişkin hükümler de güncellendi.</p>

<p>Bedelli askerlik yapan ve ücretsiz izne ayrılan aile hekimlerine sözleşme önceliği sağlanırken, münhal pozisyonlara Devlet hizmeti yükümlülüğü kurasıyla atama yapılabilecek.</p>

<p>Yönetmelikte ayrıca, aile sağlığı merkezlerinde kullanılan tıbbi cihaz ve malzemelerle ilgili yükümlülükler netleştirildi; teknik ve tıbbi cihazların, bilgisayar ve yazılımın esas olarak aile hekimleri tarafından temin edilmesi kararlaştırıldı. Ortak kullanım alanlarındaki malzemelerin devredilemeyeceği ve kullanımının engellenemeyeceği hükme bağlandı. Bunlara ek olarak, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının hizmet sundukları tüm verilerin Bakanlıkça belirlenen sistemler dışında kayıt edilemeyeceği, uyum eğitiminin en geç 3 ay içinde tamamlanacağı ve güvenlik kamera sistemi standartlarının uygulanacağı düzenlemeleri getirildi.</p>

<p>Yönetmelikteki değişiklikler, aile hekimliği birimlerinde 1 Eylül 2026 tarihine kadar uygulanacak.</p>

<p>Söz konusu yönetmelik değişikliğinin detaylarına ulaşmak için <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/04/20260409-6.htm" rel="nofollow"><strong>tıklayabilirsiniz</strong></a></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/aile-hekimligi-yonetmeliginde-onemli-degisiklik-online-muayene-donemi</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 17:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/04/aile-hekimligi-yonetmeliginde-onemli-degisiklik-online-muayene-donemi.webp" type="image/jpeg" length="14701"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kaleköy'de rahatsızlanan kişi Sahil Güvenlik botuyla tahliye edildi]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/kalekoyde-rahatsizlanan-kisi-sahil-guvenlik-botuyla-tahliye-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/kalekoyde-rahatsizlanan-kisi-sahil-guvenlik-botuyla-tahliye-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Demre ilçesi Kaleköy mevkiinde rahatsızlanan kişi, bölgeye karadan ulaşım olmaması nedeniyle Sahil Güvenlik ekiplerince botla tahliye edilerek hastaneye sevk edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Demre'ye bağlı Kaleköy mevkiinde dün S.Ş.'nin (30) rahatsızlandığı ve bölgeye kara yolu ulaşımının bulunmaması nedeniyle sağlık ekiplerinin intikalinin talep edilmesi üzerine Sahil Güvenlik Antalya Grup Komutanlığı ekipleri görevlendirildi. Bölgeye ulaşan sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalede S.Ş.'nin, genel sağlık durumunun iyi olduğu ve hayati tehlikesinin bulunmadığı belirlenirken, tedbir amacıyla Demre Devlet Hastanesi'ne sevk edilmesine karar verildi. S.Ş., sağlık ekipleri refakatinde Sahil Güvenlik botuyla Üçağız Limanı'na götürülerek burada hazır bekleyen 112 acil sağlık ekiplerine teslim edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/kalekoyde-rahatsizlanan-kisi-sahil-guvenlik-botuyla-tahliye-edildi</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/04/agency/dha/kalekoyde-rahatsizlanan-kisi-sahil-guvenlik-botuyla-tahliye-edildi.jpg" type="image/jpeg" length="60113"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
