<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gündem Alanya - Haber sitesi</title>
    <link>https://www.gundemalanya.com</link>
    <description>Gerçek, doğru, gündem, güvenilir ve tarafsız internet haberciliğin yeni adresi. Haber, Alanya Haber, Son Dakika Haberler, Flaş Haberler, Siyasi, Turizm, Tarım, gündem alanya, sağlık, Antalya Haberleri...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gundemalanya.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 05 Aug 2026 12:55:29 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilinçsiz antibiyotik kullanımı tedaviyi zorlaştırıyor]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/bilincsiz-antibiyotik-kullanimi-tedaviyi-zorlastiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/bilincsiz-antibiyotik-kullanimi-tedaviyi-zorlastiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sarhan Sakarya, gereksiz ve bilinçsiz antibiyotik kullanımının mikroorganizmaların direnç kazanmasına yol açarak gelecekte basit enfeksiyonların bile tedavisini zorlaştırabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sarhan Sakarya, antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımına karşı uyarılarda bulundu. Sakarya, doktor kontrolü dışında kullanılan antibiyotiklerin hastalara faydadan çok zarar verebileceğine dikkat çekti. Mikroorganizmaların güçlü bir adaptasyon yeteneğine sahip olduğunu belirten Sakarya, yanlış ve gereksiz antibiyotik kullanımının bu canlıların ilaçlara karşı direnç geliştirmesine neden olabileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Antibiyotik direncinin modern tıbbın karşı karşıya olduğu en önemli tehditlerden biri olduğunu vurgulayan Sakarya, 'Yanlış ve gereksiz kullanım, mikroorganizmaların bu ilaçlara karşı direnç kazanmasına ve gelecekte basit enfeksiyonların bile tedavi edilemez hale gelmesine neden olabilir' dedi.</p>

<p>İlk antibiyotiklerin tıbbi kullanıma girmesinden bu yana birçok ilaca karşı direnç geliştiğini aktaran Prof. Dr. Sakarya, yeni antibiyotiklerin geliştirilmesinin de artan direnç mekanizmaları nedeniyle giderek zorlaştığını söyledi.</p>

<p>Dirençli mikroorganizmaların gen aktarımı yoluyla diğer mikroorganizmalara da bu özelliği taşıyabildiğini belirten Prof. Dr. Sakarya, tedavi seçeneklerinin korunması için antibiyotiklerin yalnızca uzman hekim önerisiyle kullanılması gerektiğini ifade etti. Sakarya, vatandaşlara antibiyotikleri gereksiz yere kullanmamaları çağrısında bulunarak, 'Mikroorganizmaları dirençli hale getirmeyelim. Gelecekteki tedavilerimizi korumak için antibiyotikleri yalnızca hekim kontrolünde kullanalım' uyarısında bulundu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/bilincsiz-antibiyotik-kullanimi-tedaviyi-zorlastiriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 17:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/08/bilincsiz-antibiyotik-kullanimi-tedaviyi-zorlastiriyor.webp" type="image/jpeg" length="75512"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağustos sıcaklarında sağlıklı kalmak için... Bu önerilere dikkat!]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/agustos-sicaklarinda-saglikli-kalmak-icin-bu-onerilere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/agustos-sicaklarinda-saglikli-kalmak-icin-bu-onerilere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uz. Dr. Yasin Bakcan, aşırı sıcaklarda sağlık risklerini önlemek için 10 öneride bulundu. Uz. Dr. Bakcan; su tüketimi, beslenme, klima kullanımı ve sıcak çarpması belirtileri konusunda kritik uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz sıcakları her yıl daha uzun sürüyor, etkisi ise daha sert hissediliyor. Ağustos ayında daha da artan aşırı sıcaklar; bireylerin yaşam konforunu azaltmanın yanı sıra sıcak çarpmasından kalp ve böbrek sorunlarına kadar ciddi sağlık risklerini de beraberinde getirebiliyor. Özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve açık alanda çalışanlar için tehlike oluşturan bu dönemde alınacak basit ancak etkili önlemler, sağlığı korumada kritik rol oynuyor. Uz. Dr. Yasin Bakcan, yaz aylarını güvenli ve sağlıklı geçirmek için dikkat edilmesi gereken 10 önemli öneriyi sıraladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>1. GÜNÜN EN SICAK SAATLERİNDE DIŞARI ÇIKMAYIN</strong><br />
Yaz aylarında güneş ışınlarının en dik açıyla geldiği 11.00-16.00 saatleri, sıcaklığın en yoğun hissedildiği zaman dilimidir. Mümkünse bu saatlerde dışarı çıkılmamalıdır. Dışarı çıkılması gerekiyorsa gölgede kalınmalı, ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı, açık renkli ve bol kıyafetler tercih edilmeli, şapka kullanılmalıdır. Park halindeki araçlarda çocuklar, yaşlılar veya evcil hayvanlar hiçbir koşulda bırakılmamalıdır.</p>

<p><strong>2. SUSAMAYI BEKLEMEYİN, GÜN BOYU DÜZENLİ SU TÜKETİN</strong><br />
Sıcak havalarda sıvı ihtiyacı belirgin şekilde artar. Günlük su tüketimi kişinin yaşı, kilosu ve sağlık durumuna göre değişmekle birlikte, kilogram başına en az 30 ml olmalı; çoğu yetişkin için bu miktar yaklaşık 3 litreye kadar çıkabilmektedir. Su tek seferde değil, gün içine yayılarak tüketilmelidir. Susamayı beklemek ise vücudun sıvı kaybetmeye başladığının önemli bir göstergesidir.</p>

<p><strong>3. SICAK ÇARPMASININ BELİRTİLERİNİ VE SONUÇLARINI BİLİN</strong><br />
Sıcak çarpması, yaz aylarının en ciddi sağlık sorunlarından biridir. Şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, davranış değişiklikleri, aşırı halsizlik, ağız kuruluğu, terlemenin azalması ve vücut sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıkması en önemli belirtiler arasındadır. İlk soğutma uygulamalarına rağmen belirtiler düzelmiyor ya da bilinç değişikliği gelişiyorsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Aşırı sıcağa maruz kalınması sonucunda ısı krampları, ısı yorgunluğu, ısı senkopu, rabdomiyoliz ve ısıya bağlı döküntüler gibi hastalıkların yanı sıra; kalp, dolaşım, solunum, böbrek ve sinir sistemini etkileyen sağlık sorunları, psikiyatrik etkiler ve uyku bozuklukları da görülebilir. Duruma erken müdahale edilmediğinde çoklu organ yetmezliği gibi hayati risk oluşturan ciddi tabloların gelişebileceği unutulmamalıdır.</p>

<p><strong>4. YAZ AYLARINDA BESLENMENİZİ HAFİFLETİN</strong><br />
Ağır, yağlı ve kızartılmış yiyecekler yerine sindirimi kolay besinler tercih edilmelidir. Kahvaltıda az yağlı peynirler, taze sebzeler ve zeytin; ana öğünlerde ise ızgara veya haşlama yöntemleriyle hazırlanmış yemekler tüketilmelidir. Sebze ve meyveler vitamin ve mineral ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olurken, şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Uzun süre aç kalınmasına neden olan şok diyetlerden de kaçınılmalıdır.</p>

<p><strong>5. İÇECEK SEÇİMİNİZİ DİKKATLİ YAPIN</strong><br />
Çay, kahve ve gazlı içecekler günlük su ihtiyacını karşılamaz. Aşırı tüketildiklerinde sıvı dengesini olumsuz etkileyebilir. Yaz aylarında suyun yanı sıra ayran, süt, sade maden suyu ve şekersiz komposto gibi içecekler daha doğru seçeneklerdir. Gün boyu yeterli miktarda sıvı alınmasına dikkat edilmeli; özellikle idrar söktürücü etkisi bulunan alkol ve kafeinli içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.</p>

<p><strong>6. KRONİK HASTALIĞINIZ VARSA SICAKLARA KARŞI DAHA DİKKATLİ OLUN</strong><br />
Hipertansiyon, diyabet, kalp ve böbrek hastaları sıcak havalardan daha fazla etkilenebilir. Bu nedenle serin ortamlarda bulunmaları, düzenli sıvı tüketmeleri ve güneşin en yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamaları önem taşır. İlaç dozlarında veya kullanım saatlerinde değişiklik yapılması gerekiyorsa mutlaka hekim görüşü alınmalıdır.</p>

<p><strong>7. KLİMAYI DOĞRU KULLANIN</strong><br />
Klimalar doğru kullanıldığında sıcak havaların olumsuz etkilerini azaltır. Ancak filtrelerinin düzenli olarak temizlenmesi ve ortam sıcaklığının dış ortamla aşırı fark oluşturmayacak şekilde, yaklaşık 23 derecede tutulması gerekir. Ani sıcaklık değişimleri çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir.</p>

<p><strong>8. HALSİZLİK VE BAŞ AĞRISINI HAFİFE ALMAYIN</strong><br />
Yaz aylarında görülen halsizlik, baş ağrısı ve tansiyon düşüklüğü çoğu zaman sıvı ve elektrolit kaybından kaynaklanır. Ancak yeterli sıvı alımına rağmen bu şikâyetler devam ediyor ya da göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, bilinç bulanıklığı, bulantı ve kusma gibi belirtiler eşlik ediyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p><strong>9. SICAK ÇARPMASINDA İLK MÜDAHALEYİ ÖĞRENİN</strong><br />
Sıcak çarpması yaşayan kişi derhal serin bir ortama alınmalı, üzerindeki fazla kıyafetler çıkarılmalı ve üzerine ılık su uygulanarak buharlaşma yoluyla soğutulmalıdır. Bilinci açıksa su verilebilir. Ancak bilinci kapalı kişilere ağızdan sıvı verilmemeli; kolonya dökmek veya buz gibi suyla ani soğutma uygulamak gibi yanlış yöntemlerden kaçınılmalıdır. Eş zamanlı olarak acil sağlık desteği istenmelidir.</p>

<p><strong>10. ÇOCUKLARI SICAK HAVALARDA DAHA YAKINDAN TAKİP EDİN</strong><br />
Çocuklar, sıvı kaybından yetişkinlere göre daha hızlı etkilenebilir. Bu nedenle günün en sıcak saatlerinde dışarıda kalmamaları, sık sık su içmeleri, ince ve açık renkli kıyafetler giymeleri ve şapka kullanmaları sağlanmalıdır. Ayrıca oyun sırasında düzenli dinlenme molaları vermeleri teşvik edilmelidir. Şekerli ve gazlı içecekler yerine su tüketmeleri konusunda desteklenmeleri büyük önem taşır.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/agustos-sicaklarinda-saglikli-kalmak-icin-bu-onerilere-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/08/agustos-sicaklarinda-saglikli-kalmak-icin-bu-onerilere-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="72962"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[4 yıldır mücadele ettiği nadir damar hastalığı, AÜ Hastanesi'nde tedavi edildi]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/4-yildir-mucadele-ettigi-nadir-damar-hastaligi-au-hastanesinde-tedavi-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/4-yildir-mucadele-ettigi-nadir-damar-hastaligi-au-hastanesinde-tedavi-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KIRGIZİSTAN'da yaşayan 8 yaşındaki Akhmarcan Nursultanova, 4 yaşından bu yana mücadele ettiği ve erkek kardeşini de aynı hastalık nedeniyle kaybettiği Pulmoner Arteriovenöz Malformasyon hastalığından, Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Hastanesi'nde gerçekleştirilen başarılı girişimsel tedaviyle kurtuldu. Sağlığına kavuşan Akhmarcan, ülkesine döndüğünde yaşıtları gibi koşup oynamayı, büyüdüğünde ise doktor olmayı hayal ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AÜ Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fırat Kardelen ve ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonla, Akhmarcan Nursultanova'nın akciğerinde kısa devre oluşturan anormal damar yapıları, anjiyografi yöntemiyle kapatıldı. Prof. Dr. Kardelen, Pulmoner Arteriovenöz Malformasyonun oldukça nadir görülen doğumsal bir damar hastalığı olduğunu belirterek, hastalığın akciğerlerde oksijenlenmesi gereken kanın anormal damar bağlantıları nedeniyle temizlenmeden yeniden dolaşıma katılmasına yol açtığını söyledi.</p>

<h2>ÇOK ENDER GÖRÜLEN BİR VAKA</h2>

<p>Prof. Dr. Fırat Kardelen, 'Doğumsal kalp hastalıklarını yüzde 1 oranında görüyoruz. Bu, onların arasında çok çok nadir gördüğümüz bir doğumsal kalp hastalığı. Daha çok bizim karşılaştığımız kalp delikleri, kapak problemleridir ama bu hastamızda çok özel bir şekilde akciğere giden damar yatağında bir yumak şeklinde oluşum var. Sağ alt kısmında akciğere giden kirli kan ya da az oksijenli olan kan, akciğerlerde temizlenmek üzere giderken bir kısa yolla geriye dönüyor ve kalbin sol tarafına ulaşıyor. Oradan da sistemik dolaşım dediğimiz dolaşıma geçtiğinde çocuğun oksijen düzeylerinde düşmeye neden oluyor. Normalde 70 satürasyonla akciğerlere giden kan, 95-100 satürasyonla gelip vücuda o şekilde gitmesi gerekirken, 70 satürasyonlu kan kısa devreyle tekrar sol taraftan kalbin içinden vücuda geçtiği için hastamızda düşük oksijen düzeyi ile karşılaşıyoruz. Yaklaşık 3 yıldır hastamız bu şekilde dolaşıyordu. İlk tetkiklerimizi yaptıktan sonra tomografi çekerek radyoloji bölümünün desteğiyle hastamıza tanı koyduk. Daha sonrasında da anjiyografi yaparak hastanın o anormal damar yatağında kısa döngü yapan damar yatağını özel 'tıkaç' dediğimiz bir sistemle tıkayarak sağlığına kavuşturmayı amaçladık ve çok güzel, başarılı bir işlem oldu' dedi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>5 CİHAZLA KAPATABİLDİK</h2>

<p>Hastaya 5 cihaz koyarak anormal damar yatağını kapattıklarını belirten Prof. Dr. Kardelen, 'Bu hastalarda bazen birden fazla damar yatağında problemle karşılaşıyoruz. Bu hastamızda beş cihaz koyarak ancak o anormal damar yatağını kapatmayı başarabildik. Daha fazlası da ilerisi için de takibe devam edeceğiz. Bazı hastalarımızda yeniden bu damar oluşumları tekrar tekrar devam edip ileride de sorun oluşturabiliyor. O nedenle takiplerine devam edip, ilerideki kontrollerine göre belki daha fazla girişim de gerekebilen özel bir durum bu. Tedavi edilmezse zaten hastamızda daha önce de karşılaştığı bir problem var, az oksijenli kan vücuda gittiği gibi pıhtılaşmaya yatkınlık olabildiği için beyne, tüm vücuda pıhtı atma olasılığı var. Bu problem nedeniyle beyinde apse dediğimiz özel enfeksiyonların olma olasılığı var. Diğer yandan hemoglobin düzeyi, hastamızın kan düzeyi çok yüksekti. Az oksijenli olduğu için kan düzeyini artırması gerekiyor. Buna bağlı problemler olabiliyor, diğer organlarda problemler olabiliyor' diye konuştu.</p>

<h2>BU BİR EKİP İŞİ</h2>

<p>Hastanın özel bir durumu olduğuna da değinen Prof. Dr. Kardelen, 'Genellikle bu problem kalıtsal özelliği olan bir durum ama hastamızda kalıtsal bir özellik şu ana kadar saptayamadık. İkincil nedenler olabiliyor, hastamızda çok daha nadir olan, nedenini bilmediğimiz, kendiliğinden bu damar yatağının anormal bir çoğalması şeklinde bir durum söz konusu. Tedavi edilmezse de ileride çok daha ağır komplikasyonlarla maalesef olumsuz sonuçlar yaşayabilir. Bu işi bir ekip olarak yürütüyoruz. Tüm ekip arkadaşlarıma da ben teşekkür ediyorum. Anesteziyolojideki arkadaşlar, girişimsel radyolojideki arkadaşlar ve kendi ekibimdeki tüm arkadaşlarla birlikte bu işlemi gerçekleştirdik. Hepsine teşekkür ediyorum' ifadelerini kullandı.</p>

<h2>HAZİRAN AYINDA FELÇ GEÇİRMİŞ</h2>

<p>AÜ Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Filiz Ekici, 'Aslında öyküsü oldukça dramatikti. Haziran ayı içerisinde bir felç geçirmişti ve bu durum tabii ki yapısal damarsal anomalisiyle de yakın ilişkiliydi. Bizim ilk gördüğümüzde belirgin morarması, çomak parmak dediğimiz bayağı dramatik bir kalp hastalığını zaten bize telkin ediyordu. Ekosu normal olmasına rağmen tabii ileri testler gerekiyor. BT anjiyo ile bu pulmoner arteriyovenöz malformasyon teşhisi teyit edildi. Bu anomali çok nadir, ben meslek hayatımda 10 yılda bir falan görebildiğim nadir bir durum. Hastamız çok şükür uygulanan tedavilerle, yapılan anjiyoda kapatma işlemiyle güzel bir sonuç elde ettik. Takiplerine de mutlaka devam edeceğiz. Bundan sonra da bir süre daha antibiyotik ve ağızdan bazı ilaçlar kullanması gerekecek ve düzenli kontrollere gelecek. Çok şükür sağlığına kavuştuğunu söyleyebiliriz. Teşhis konmadığında da Allah korusun kötü sonuçlar olabilecek, sekel, özür, sakatlık bırakabilecek ciddi bir damarsal sorun. Tedavisi de hasta için en zararsız, en rahatsız etmeyen, cerrahi olmayan bir işlem olan anjiyografi ile öncelikle yürütülüyor' diye konuştu.</p>

<h2>GELDİĞİNDEKİ OKSİJEN DEĞERİ</h2>

<p>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlker Aycan, 'Hastamız bize geldiğinde kandaki oksijen düzeyi yüzde 70'ti satürasyon değeri. Bu normalde hayatta bağdaşmayan bir durum, normal bir insanda bu değerleri görsek hayatını kaybedecek, hatta ciddi beyin hasarı olabilecek bir durum. Bizim anestezi açısından en önemli risk, bu hastanın geliştirdiği toleransı bozmamak, ona yönelik ilaçlar uygulamak. En ufak bir değişiklikte hastada kan basıncı düşmesi, bu dediğimiz hipoksik durumun daha da kötüleşmesi ve hayat kaybı riski olabilecek bir anestezi yöntemi uygulamamamız gerekiyordu. Bunun için biz bu hastaya uygun anestezi yöntemi seçerek kan basıncı değerlerini koruduk. En ufak bir pıhtı oluşumunu, hava kabarcığının beyne gitmesini önlememiz gerekiyor. Bunun için biz bunu özel yöntemlerle takip ettik. Hastayı çok yakından takip ettik ve başarılı bir şekilde işlemi gerçekleştirdik' şeklinde konuştu.</p>

<h2>KARDEŞİNİ DE BU HASTALIKTAN KAYBETTİ</h2>

<p>Akhmarcan Nursultanova'nın Antalya'da yaşayan akrabası Venera Ateş, '4 yaşından bu yana sorun yaşıyormuş. Ondan buraya davet ettik, sağ olsunlar sorunu buldular. Umutları olmadan gelmişlerdi. Bir umut olarak burayı görmek istedik. 4 yaşından bugüne kadar çok sorun yaşamış, felç bile geçirmiş. Küçük kardeşini bu hastalıktan dolayı kaybettiler ameliyat esnasında. O yüzden çok korkuyla gelmişlerdi. Şu anda sağ olsun doktorlarımızdan Allah razı olsun, gerçekten de çok iyi, başarılı doktorlarımız var Akdeniz Üniversitesi'nde. Yardımcı oldular. Kırgızistan'a gittiğinde koşup oynamak, doktor olmak istiyor' dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/4-yildir-mucadele-ettigi-nadir-damar-hastaligi-au-hastanesinde-tedavi-edildi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/07/4-y-i-l-d-i-r-m-u-c-a-d-e-l-e-e-t-t-i-g-i-n-a-d-i-r-d-a-m-a-r-h-a-s-1435380-426719.jpg" type="image/jpeg" length="89947"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarında demans riski artıyor]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada 55 milyondan fazla kişi demans, bir başka deyişle bunama sorunu yaşıyor. Bu sayının nüfusun yaşlanmasıyla birlikte hızla artması ve 2050'ye kadar 139 milyona ulaşması bekleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Demans, yalnızca unutkanlıkla sınırlı değil; bireyin hafıza, dikkat, dil, karar verme ve günlük yaşam becerilerini etkileyerek bağımsızlığını kaybetmesine yol açan klinik bir sendrom. Bu etkileriyle de hastaların ve bakımını üstlenen kişilerin yaşam kalitelerini ciddi şekilde düşürebiliyor. En yaygın nedeni Alzheimer olan demansta ilerleyen yaş, genetik yatkınlık ve aile öyküsü gibi değiştirilemeyen risk faktörlerinin yanı sıra yaşam tarzıyla ilişkili değiştirilebilir etkenler de önemli rol oynuyor.</p>

<p><strong>Acıbadem International Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu,</strong> yaz aylarında yaşam alışkanlıklarındaki bazı hataların demans riskini artırabileceği uyarısında bulunarak, 'Yaz mevsiminde demans riskini artıran en önemli iki etken vücudun susuz kalması ve tansiyon dalgalanmalarıdır. Bu nedenle susama hissini beklemeden bol su tüketilmesi ve yüksek tansiyon hastalarının kan basıncını düzenli olarak kontrol etmeleri son derece önemlidir' diyor. <strong>Dr. Fikri Halaçoğlu, </strong>aslında değiştirilebilir risk faktörlerinin yaşam boyunca hedeflenmesiyle demans vakalarının yaklaşık yüzde 40'a varan oranda önlenebilir veya geciktirilebilir olabileceğine dikkat çekiyor. <strong>Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, </strong>yaz aylarında demans riskini artıran etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>SUSUZ KALMAK</strong></p>

<p>Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, yaz aylarında sık tekrarlayan veya ciddi düzeydeki susuzluğun özellikle ileri yaştaki kişilerde demans açısından önemli bir risk oluşturduğunu vurguluyor. Dr. Fikri Halaçoğlu, 'Vücudun susuz kalması; idrar yolu enfeksiyonu, elektrolit bozukluğu, uyku bölünmesi ve tansiyon düzensizliği aracılığıyla zihinsel performansı hızla bozabilir. Bu durum doğrudan kalıcı demansa yol açmaktan çok, mevcut bilişsel kırılganlığı görünür hale getirebilir, deliryumu tetikleyebilir ve damar sağlığını olumsuz etkileyerek uzun vadede beyin rezervini azaltabilir. Bunların sonucunda başta damarsal (vasküler) demans olmak üzere Alzheimer tip demans riskinin de artmasına yol açabilir' diyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı? </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00 - 16.00 saatleri arasında mümkünse dışarıya çıkmayın. Susamayı beklemeden düzenli olarak su tüketin.Koyu idrar, ateş ve ani dalgınlık gibi sorunlarda zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/07/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor.webp" type="image/jpeg" length="41795"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin ilk 'Esenlik Merkezi' ruhsatı Antalya'da verildi]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/turkiyenin-ilk-esenlik-merkezi-ruhsati-antalyada-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/turkiyenin-ilk-esenlik-merkezi-ruhsati-antalyada-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nın yeni düzenlemesi kapsamında Türkiye'deki ilk 'Esenlik Merkezi' ruhsatı Antalya'da verildi. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkan Başdanışmanı Elif Ural, wellness, yaşlı, engelli ve termal turizmin sağlık turizmine entegre edilmesiyle Türkiye'nin 2028 yılında 10-12 milyar dolarlık sağlık turizmi hedefine ulaşabileceğini belirtti. Sağlık İl Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Türkiye'nin ilk Esenlik Merkezi ruhsatını teslim etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı'nın 'Esenlik Merkezi' ve 'Esenlik Ünitesi' düzenlemesi kapsamında Türkiye'deki ilk ruhsat Antalya'da hayata geçirildi. Türkiye'nin ilk Esenlik Merkezi ruhsatını alan sağlık merkezinin yönetim kurulu başkanı ve TÜRSAB Başkan Başdanışmanı Elif Ural, Türkiye'nin sağlık turizminde bugüne kadar ağırlıklı olarak medikal turizmle büyüdüğünü belirterek, 'wellness' yani sağlıklı yaşam turizminin sektör için yeni bir dönemin başlangıcı olacağını söyledi. 2025 yılında sağlık turizminde yaklaşık 3 milyar dolar gelir elde edildiğini ve 1,5 milyon sağlık turisti ağırlandığını aktaran Ural, 'Biz yıllardır diyoruz ki medikal turizm sadece bizim sağlık turizmimize yetmez. Evet, biz medikal turizmde çok iyiyiz. Bizim hastanelerimiz, doktorlarımız ve teknik altyapımız çok iyi. Ama wellness turizmi, engelli turizmi, yaşlı turizmi ve termal turizmi bu işin içine katmadan 8-10 milyar dolarları maalesef konuşamayacağız' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>'İLK ESENLİK MERKEZİNİ ANTALYA'DA AÇIYORUZ'</h2>

<p>Sağlık Bakanlığı'nın sektörden gelen talepler doğrultusunda yeni bir ruhsat sistemi oluşturduğunu belirten Ural, 'Haziran ayı içerisinde Sağlık Bakanlığımız uzun süredir sektörü dinleyerek 'Esenlik Merkezi' ve 'Esenlik Ünitesi' projesiyle birlikte bir ruhsatname açtı. Bu ruhsat özellikle spor kulüplerine, yaşlı bakım evlerine ve otellere verilebilecek. Otellerde de yıldız sınırlaması olmadan 300 metrekare alan ve tabii ki Bakanlığımızın istediği şartları sağlayan her merkeze verilebilecek. Esenlik Merkezi olarak da Türkiye'de ilk Antalya'da açıyoruz' dedi. Yeni merkezin, otellerde konaklayan misafirlere wellness, rehabilitasyon ve longevity odaklı hizmetler sunacağını kaydeden Ural, Türkiye'nin sahip olduğu iklim ve turizm altyapısıyla küresel wellness pazarından daha fazla pay alabileceğini ifade etti.</p>

<h2>'WELLNESS PAZARI 6 TRİLYON DOLAR'</h2>

<p>Wellness turizminin dünya genelinde yaklaşık 6 trilyon dolarlık bir pazar oluşturduğunu belirten Ural, 'Bugün Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Japonya, Hindistan, İtalya, İspanya ve Fransa bu pazarın en büyük rakipleri. Bizim güneşimiz, doğamız, her şeyimiz var. Türkiye'de 12 ay tatil yapılabiliyor. Bu nedenle wellness pazarını hareketlendirmeliyiz. Doğru pazarlama yapılırsa bu pastadan önemli pay alabiliriz' diye konuştu.</p>

<p>Açılan merkezlerin etkisinin ilerleyen süreçte rakamlara yansıyacağını belirten Ural, '2028 yılında eğer oteller bu alana güçlü bir pazarlama bütçesi ayırırsa sağlık turizminde konuştuğumuz 10-12 milyar dolarlık hedeflere çok rahat ulaşabileceğimizi düşünüyorum' dedi.</p>

<h2>'SAĞLIĞIN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ'</h2>

<p>Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan ise Esenlik Merkezlerinin koruyucu sağlık hizmetleri açısından önemli bir adım olduğunu belirtti. İl Sağlık Müdürü Özkan, 'Bugün burada Türkiye'de ilk Esenlik Merkezi'nin açılışı için toplanmış bulunuyoruz. Sağlık bireyin hem bedensel hem ruhsal hem sosyal olarak iyilik halidir. Bu iyilik halinin sürdürülebilir olması gerekiyor. Bu bakımdan Esenlik Merkezleri çok önemli' dedi.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı'nın yayımladığı genelgenin ardından Antalya'da ilk uygulamayı hayata geçirdiklerini belirten Özkan, merkezlerde fitoterapi, fizyoterapi ve sağlığın korunmasına yönelik birçok hizmetin sunulacağını söyledi.</p>

<h2>'SAĞLIKLI HAYAT MERKEZLERİNİ 29'A ÇIKARACAĞIZ'</h2>

<p>Antalya'da 9 Sağlıklı Hayat Merkezi bulunduğunu hatırlatan Özkan, 'Şu anda Sağlıklı Hayat Merkezlerimizden vatandaşlarımız yoğun şekilde faydalanıyor. Orada biz kanser taramalarını yapıyoruz. Mesela meme kanseri taraması, rahim ağzı kanseri taraması, kolon kanseri taraması yapıyoruz. Diğer yandan psikoterapi, fizyoterapi hizmetlerimizi orada da sunuyoruz. Şu ana kadar Antalya'mızda 9 Sağlıklı Hayat Merkezimiz var. Amacımız Sağlıklı Hayat Merkezlerimizin sayısını 29'a kadar çıkarmak. Koruyucu sağlık hizmetlerini yaygınlaştırmaya devam edeceğiz' diye konuştu.</p>

<h2>5 YILDIZLI OTEL KONSEPTİNDE KALİTELİ YAŞAM HİZMETİ</h2>

<p>Esenlik Merkezlerinin yalnızca tedavi değil, sağlığın korunması ve yaşam kalitesinin artırılması amacıyla hizmet vereceğini belirten Özkan, 'Esenlik Merkezlerinde sağlıkta konfor ortamını daha sürdürülebilir nasıl yapabiliriz diye bu 5 yıldızlı otel konsepti içerisinde isteyen herkese kaliteli yaşamın tüm gereklerini bu Esenlik Merkezlerinde sunmaya çalışacağız' diye konuştu. Merkezlerin İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenli olarak denetleneceğini belirten Özkan, 'Hep birlikte eş güdüm halinde bu sağlık hizmetini sunmaya çalışacağız' dedi.</p>

<p>Antalya'nın sağlık turizminde güçlü bir konuma sahip olduğunu belirten Özkan, 'Antalya sağlık turizminin aslında başında. Hem özel sağlık kuruluşlarımız hem de kamu hastanelerimizle bu alandaki kapasitemizi daha da artıracağız. Şehir Hastanemiz ile Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanemiz başta olmak üzere diğer hastanelerimizle beraber aracı kurumlarla sözleşmeleri önümüzdeki haftadan itibaren imzalamaya başlayacağız. Antalya sağlık turizmi bakımından hak ettiği yere ulaşacaktır' diye konuştu. </p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/turkiyenin-ilk-esenlik-merkezi-ruhsati-antalyada-verildi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 13:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/07/t-u-r-k-i-y-e-n-i-n-i-l-k-e-s-e-n-l-i-k-m-e-r-k-e-z-i-r-u-h-s-a-t-1430745-425247.jpg" type="image/jpeg" length="10032"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın boğaz enfeksiyonuna yol açan 7 hata!]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/yazin-bogaz-enfeksiyonuna-yol-acan-7-hata</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/yazin-bogaz-enfeksiyonuna-yol-acan-7-hata" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü, boğazda yanma hissi, ses kısıklığı, ateş, halsizlik ve boyunda lenf bezlerinde şişlik gibi belirtilerle ortaya çıkan enfeksiyonlar yaşam kalitesini düşürürken, tedavisi ihmal edildiğinde daha büyük sorunlara yol açabiliyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık, yazın boğaz enfeksiyonuna yol açan 7 önemli hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında dışarıdaki yüksek sıcaklıkla klimalı ortamlar arasındaki ani sıcaklık değişimi, boğaz mukozasının kurumasına ve tahriş olmasına yol açabiliyor. Özellikle klimanın doğrudan yüz, boyun veya göğüs bölgesine üflemesi boğaz şikayetlerini artırabiliyor. Uzun süre çok soğuk ortamlarda bulunmaksa üst solunum yollarının doğal savunma mekanizmalarını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle klima sıcaklığının 22-24 derece arasında tutulması ve hava akımının doğrudan kişiye gelmemesi büyük önem taşıyor.</p>

<p><strong>Yeterince su içmemek</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sıcak havalarda terlemeyle birlikte vücudun sıvı ihtiyacı artıyor. Yeterli su tüketilmediğinde boğaz mukozası kuruyabiliyor ve mikroplara karşı koruyucu bariyer zayıflayabiliyor. Kuruyan boğaz dokusu tahrişe daha açık hale gelirken enfeksiyon etkenlerinin yerleşmesi de kolaylaşabiliyor. Bu nedenle gün boyunca düzenli aralıklarla su içerek boğazın nemli kalması büyük önem taşıyor. Özellikle sıcak yaz günlerinde günlük sıvı ihtiyacının karşılanması, boğaz sağlığını korumanın en basit ama en etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p><strong>Ortak alanlarda hijyene dikkat etmemek</strong></p>

<p>Tatil bölgeleri, havuz kenarları, toplu taşıma araçları, alışveriş merkezleri ve kalabalık kapalı alanlar virüslerin kişiden kişiye yayılması için uygun ortam oluşturabiliyor. Ellerin sık temas ettiği yüzeylerden sonra ağız, burun veya gözlere dokunulması bulaş riskini artırabiliyor. El hijyenine özen göstermek, ortak kullanım alanlarında dikkatli davranmak ve gerekli durumlarda el dezenfektanı kullanmaksa yaz aylarında görülen enfeksiyonlara karşı önemli bir koruma sağlıyor.</p>

<p><strong>Aşırı soğuk içecekleri hızlı tüketmek</strong></p>

<p>KBB Uzmanı Prof. Dr. Kalaycık 'Özellikle yaz aylarının önde gelen lezzeti dondurma toplumdaki yaygın kanının aksine tek başına boğaz enfeksiyonuna neden olmaz. Burada sorun dondurmanın aşırı ve kontrolsüz tüketimidir. Soğuk içeceklerde olduğu gibi dondurmanın da çok hızlı ve aşırı miktarda tüketilmesi, boğazın ani sıcaklık değişimine maruz kalarak boğaz dokusunda tahrişe, boğaz ağrısı ve yanma hissine neden olabiliyor. O nedenle içecekleri çok soğuk ve hızlı tüketmemek, dondurmayı da ağızda ısıtmak ve üzerine bir bardak ılık su içmek fayda sağlayacaktır' diyor.<strong> </strong></p>

<p><strong>Uykusuzluk ve yoğun tempoda mola vermemek</strong></p>

<p>Yaz tatilinde değişen uyku düzeni bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Geç saatlere kadar uyanık kalmak ve yoğun tempoda mola vermemek vücudun enfeksiyonlara karşı savunma gücünü azaltabiliyor. Yeterli uyku alınmadığında yalnızca halsizlik ve dikkat dağınıklığı değil, üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskinde de artış görülebiliyor.</p>

<p><strong>Islak mayo ve terli kıyafetleri değiştirmemek</strong></p>

<p>Deniz veya havuz sonrası ıslak mayo ile uzun süre oturmak ya da terli kıyafetleri değiştirmeden saatler geçirmek, vücudun ani ısı değişimlerine maruz kalmasına neden olabiliyor. Bu durum üst solunum yollarında hassasiyeti artırarak bazı kişilerde boğaz ağrısı şikayetlerini tetikleyebiliyor. Bu nedenle yüzme sonrası mayo ya da bikiniyi, ayrıca terli kıyafetleri mutlaka değiştirmek gerekiyor.</p>

<p><strong>Sigara dumanına maruz kalmak</strong></p>

<p>Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık 'Özellikle yaz aylarında klima kullanılan kapalı alanlar, kalabalık sosyal ortamlar ve yetersiz havalandırma nedeniyle sigara dumanına uzun süreli maruziyet (pasif içicilik) daha yoğun hale gelebiliyor. Tütün ürünleri ve elektronik sigara, boğaz ve solunum yollarını kaplayan koruyucu mukozayı tahriş ederek enfeksiyonlara karşı doğal savunma mekanizmalarını zayıflatabiliyor. Yapılan çalışmalara göre; bu tür zararlı alışkanlıkları olanlarda ve pasif içicilerde boğaz kuruluğu, tahriş ve öksürük gibi şikayetler daha kolay tetiklenebilirken, üst solunum yolu enfeksiyonları da daha sık görülüyor' diyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/yazin-bogaz-enfeksiyonuna-yol-acan-7-hata</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/07/yazin-bogaz-enfeksiyonuna-yol-acan-7-hata.webp" type="image/jpeg" length="48401"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tatilcilere omega-3 uyarısı]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/tatilcilere-omega-3-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/tatilcilere-omega-3-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Doğan, tatile gidenleri uyararak, 'Yaz tatilinde omega-3 desteği, çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimini korumaya yardımcı olabilir.' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz tatili, çocukların dinlenip yenilendiği önemli bir dönem olsa da beslenme düzenindeki değişiklikler bazı temel besin öğelerinin yetersiz alınmasına neden olabiliyor. Özellikle deniz kenarında tatil yapmayan ya da balık tüketmeyi sevmeyen çocuklarda omega-3 yağ asitlerinin eksik alınması, gelişim süreci açısından dikkat edilmesi gereken konular arasında yer alıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Omega-3 yağ asitleri vücudumuzda sentezlenemediği için dışardan mutlaka alınmalıdır. Özellikle çocuklarda beyin sağlığı, erişkinlerde de kalp damar sağlığını korunması için kaliteli omega-3 alımı dünya sağlık örgütün tarafından da önerilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yaz aylarında da balık yağı vermek gerekir!</strong></p>

<p style="text-align:justify">Beyinde omega-3 depolanamaz ve günlük alınması gerekir. Bu bakımdan yaz aylarında da çocuklarımıza omega-3 kaynaklarını besin veya gıda takviyesi olarak sunmak gelişim açısından oldukça önemlidir</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Hekim İlaç CEO'su ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı <strong>Dr. Murat Doğan</strong>, omega-3 yağ asitlerinin yalnızca okul döneminde değil yaz aylarında da çocukların gelişimini destekleyen önemli besin öğelerinden biri olduğunu belirterek ailelere önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>Beyin gelişiminin en önemli destekçilerinden biri</strong></p>

<p style="text-align:justify">Omega-3 yağ asitlerinin özellikle DHA ve EPA bileşenleri sayesinde çocukların beyin gelişimi, öğrenme süreçleri, dikkat becerileri ve görme fonksiyonlarının desteklenmesinde önemli rol oynadığını belirten Dr. Murat Doğan, şu değerlendirmeyi yaptı: <i>'Çocukların beyin gelişimi yalnızca eğitim döneminde değil yılın her gününde devam eder. Yaz tatilinde okul stresi azalsa da beynin gelişim süreci devam ettiği için doğru beslenme büyük önem taşır. Haftada en az iki kez yağlı deniz balığı tüketilmesi öneriliyor. Ancak birçok çocuk ya balığı sevmiyor ya da tatil döneminde bu besine yeterince ulaşamıyor.'</i></p>

<p><strong>Yaz tatilinde beslenme düzeni değişiyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Tatilde fast-food tüketiminin artması, düzensiz öğünler ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının zayıflaması nedeniyle çocukların omega-3 alımının daha da azalabildiğine dikkat çeken Dr. Doğan, <i>'Ailelerin çocuklarının günlük beslenmesini planlarken bu konuya özellikle dikkat etmeleri gerekiyor.</i> <i>Omega-3, çocukların sadece zihinsel performansını değil bağışıklık sistemini, kalp-damar sağlığını ve genel gelişimini de destekleyen değerli yağ asitlerinden biridir. Yaz aylarında hareketlilik artsa bile beslenme kalitesi düşmemelidir' </i>dedi.</p>

<p><strong>Ailelere 5 önemli öneri</strong></p>

<p>Dr. Murat Doğan, yaz tatilinde çocukların sağlıklı gelişimini desteklemek için ailelere şu önerilerde bulundu:</p>

<p>Haftada en az iki kez yağlı deniz balığı tüketmeye özen gösterin. Tatilde fast-food yerine dengeli ve doğal beslenmeyi tercih edin. Çocukların açık havada fiziksel aktivite yapmasını destekleyin. Yeterli su tüketimi ve düzenli uyku alışkanlığını ihmal etmeyin. Balık tüketemeyen çocuklarda omega-3 desteği konusunda mutlaka çocuk hekiminize danışın.</p>

<p><strong>'Sağlıklı gelişim tatilde de devam eder'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Dr. Murat Doğan sözlerini şöyle tamamladı: <i>'Yaz tatili yalnızca dinlenme dönemi değildir; çocukların büyüme ve gelişimlerinin kesintisiz devam ettiği önemli bir süreçtir. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının korunması, yeterli omega-3 alımı ve bilinçli aile yaklaşımı çocukların hem bugünkü hem de gelecekteki sağlıkları için değerli bir yatırımdır.'</i></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/tatilcilere-omega-3-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/07/tatilcilere-omega-3-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="92878"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[4 günde 392 ünite kan bağışı]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/4-gunde-392-unite-kan-bagisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/4-gunde-392-unite-kan-bagisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Kızılayı Batı Akdeniz Bölge Kan Merkezi'nin Korkuteli ilçesinde Cumhuriyet Meydanı'ndaki Kızılay TIR'ında 4 günde 392 ünite kan bağışı yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Kızılayı Batı Akdeniz Bölge Kan Merkezi tarafından 3 ayda bir Korkuteli ilçesinde gerçekleştirilen kan bağışına yoğun katılım gerçekleşti. Türk Kızılayı Batı Akdeniz Bölge Kan Merkezi'nden Dr. Veysi Aldemir, 'Korkuteli'nde halkımız yoğun ilgi gösteriyor. Hafta sonuna kadar ilçe halkımızdan kan bağışına destek için buradayız. 4 günde 392 ünite kan bağışı topladık' dedi. Aldemir, vatandaşları kan vermeye davet etti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/4-gunde-392-unite-kan-bagisi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/07/agency/dha/4-gunde-392-unite-kan-bagisi.jpg" type="image/jpeg" length="34978"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kulak çınlaması geçiştirilmemeli!]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/kulak-cinlamasi-gecistirilmemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/kulak-cinlamasi-gecistirilmemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak çınlamasının, tek başına bir hastalık olmadığını belirten uzmanlar, altta yatan birçok sağlık sorununun habercisi olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, kulak çınlamasının nedenleri ve tedavi seçenekleri ile yaz aylarında kulak sağlığını koruma yöntemleri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Kulak çınlamasının (tinnitus) tek başına bir hastalık olmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, 'Birçok farklı sağlık sorununun belirtisi olabilir. Uzun süren çınlamalar mutlaka uzman tarafından değerlendirilmeli.' dedi.</p>

<p>Toplumda 'kulak çınlaması' olarak bilinen tinnitusun yalnızca ince bir zil sesi anlamına gelmediğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, 'Kişinin duyduğu ancak çevresindekilerin duymadığı her türlü ses tinnitus olarak tanımlanır. İnce bir uğultu, vızıltı, kalp atışı sesi ya da farklı karakterde sesler de tinnitus kapsamındadır.' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>KULAK ÇINLAMASININ NEDENİNİ BELİRLEMEK İÇİN YALNIZCA KULAK MUAYENESİ YETERLİ OLMAYABİLİR!</strong></p>

<p>Sesin dış kulaktan başlayıp orta kulak, iç kulak, işitme siniri ve beynin işitme merkezine kadar uzanan karmaşık bir sistemle algılandığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, 'Bu zincirin herhangi bir noktasında oluşabilecek bozukluk tinnitusa yol açabilir.' dedi. Özellikle 6 aydan uzun süren çınlamaların 'kronik tinnitus' olarak değerlendirildiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, 'Bu durumda ayrıntılı inceleme yapılması önem taşır. Kulak çınlamasının nedenini belirlemek için yalnızca kulak muayenesi yeterli olmayabilir. Tanı sürecinde; dış kulak yolu ve kulak zarı muayenesi, işitme testi (odyometri), orta kulak fonksiyon testleri, işitme sinirinin değerlendirilmesi, beyin görüntülemesi (MR), kan tahlilleri ve tansiyon değerlendirmesi, gerektiğinde nöroloji, dahiliye ve psikiyatri değerlendirmesi yapılabilir. Tinnitus değil, altında yatan neden araştırılır. Kulak kiri, kulak zarı deliği, orta kulak hastalıkları, işitme kaybı, yüksek tansiyon, iç kulak hastalıkları ve bazı nörolojik problemler tinnitusa neden olabilir.' diye konuştu.</p>

<p><strong>ÇINLAMANIN TEDAVİSİ TAMAMEN ALTTA YATAN NEDENE BAĞLI!</strong></p>

<p>Kulak çınlamasının özellikle sensörinöral işitme kaybının erken belirtilerinden biri olabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, 'Yüksek sese maruz kalan kişilerde bu durum daha sık görülür. Askerlikte silah kullananlarda, gürültülü fabrikalarda çalışanlarda ya da uzun yıllar yüksek sese maruz kalan kişilerde özellikle 4 bin Hz civarında işitme kaybı gelişebilir. Bu tabloya sıklıkla tinnitus eşlik eder.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çınlamanın tedavisinin tamamen altta yatan nedene bağlı olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, 'Kulak kiri, dış kulak yolu enfeksiyonu, kulak zarı sorunları veya orta kulak hastalıkları ilaç ya da cerrahiyle tedavi edilebilir. Buna karşın çocukluk döneminde geçirilen bazı enfeksiyonlara bağlı gelişen kalıcı işitme kayıpları, gürültüye bağlı işitme hasarı veya bazı iç kulak hastalıklarında hasar tamamen geri döndürülemeyebilir.' açıklamasını yaptı.</p>

<p>Tinnitus tedavisinde hastanın sese karşı geliştirdiği psikolojik tepkinin de büyük önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, 'Beyin zamanla bazı sesleri filtreleyebilme özelliğine sahip.' dedi.</p>

<p>Tren yolu ya da havaalanı yakınında yaşayan insanların bir süre sonra bu sesleri fark etmez hale geldiklerini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, 'Beyin istemediği sesleri zamanla arka plana atabilir. Tinnitus tedavisinde de amaçlardan biri beynin bu sese alışmasını sağlamaktır. Bu süreçte psikiyatrik destek, ses terapileri ve beyaz gürültü uygulamaları faydalı olabilir. Özellikle gece sessizlikte belirginleşen çınlamalarda beyaz gürültü sesi maskeleyerek hastanın rahatlamasına yardımcı olabilir' dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/kulak-cinlamasi-gecistirilmemeli</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/07/kulak-cinlamasi-gecistirilmemeli.webp" type="image/jpeg" length="88014"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında besin zehirlenmesi uyarısı!]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/yaz-aylarinda-besin-zehirlenmesi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/yaz-aylarinda-besin-zehirlenmesi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz sıcaklarıyla birlikte besin zehirlenmesi vakalarında artış yaşanıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yusuf Emre Uzun, her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen besin zehirlenmelerinin büyük ölçüde önlenebilir olduğunu belirterek, güvenli gıda tüketimi ve hijyen konusunda dikkat edilmesi gereken 12 önemli kuralı sıraladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte besin zehirlenmesi riski de artıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 866 milyon kişi, yani her 9 kişiden 1'i besin zehirlenmesi geçirirken, yaklaşık 1 milyon 520 bin kişi yaşamını yitiriyor. Vakalardan en fazla etkilenen grubu ise 5 yaş altındaki çocuklar oluşturuyor.</p>

<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yusuf Emre Uzun, besin zehirlenmelerinin bakteri, virüs, parazit veya bu mikroorganizmaların ürettiği toksinlerle kirlenmiş yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi sonucu ortaya çıktığını belirterek, yaz mevsiminde artan sıcaklıkların mikroorganizmaların çoğalmasını hızlandırdığını söyledi. Gıdaların uygun koşullarda saklanmaması ile kirli su ve buz tüketiminin de riski artırdığına dikkat çeken Uzun, besin zehirlenmelerinin büyük ölçüde alınacak basit önlemlerle önlenebileceğini vurguladı.</p>

<p>Dr. Uzun'a göre besin zehirlenmesinden korunmanın temelinde el hijyeni, güvenilir gıda tüketimi ve doğru saklama koşulları yer alıyor. Yemek hazırlamadan önce ve çiğ etle temas sonrasında ellerin en az 20 saniye sabunla yıkanması gerektiğini belirten Uzun, çiğ ve pişmiş gıdaların ayrı ekipmanlarla hazırlanmasının çapraz bulaşmayı önlediğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Et, tavuk ve balığın iç kısmı tamamen pişecek şekilde hazırlanması gerektiğini söyleyen Uzun, pişmiş yemeklerin yaz aylarında iki saatten fazla oda sıcaklığında bekletilmemesi, bozulabilir gıdaların ise alışverişin ardından vakit kaybetmeden buzdolabına kaldırılması gerektiğini kaydetti. Meyve ve sebzelerin bol suyla yıkanmasının önemine işaret eden Uzun, son kullanma tarihi geçmiş, ambalajı şişmiş veya görünümünde bozulma bulunan ürünlerin kesinlikle tüketilmemesi gerektiğini söyledi. Açıkta satılan özellikle sütlü tatlılar, et ve deniz ürünlerinin sıcak havalarda ciddi risk taşıdığına dikkat çeken Uzun, alışverişin güvenilir işletmelerden yapılmasını önerdi.</p>

<p>Kirli su ve buzun da besin zehirlenmesine yol açabileceğini belirten Dr. Uzun, özellikle tatil bölgelerinde buzlu içecekler konusunda dikkatli olunmasını istedi. Dondurulmuş gıdaların oda sıcaklığında değil, buzdolabında veya mikrodalgada çözdürülmesi gerektiğini ifade eden Uzun, içme suyunun güvenilir kaynaklardan temin edilmesi ve tazeliğinden emin olunmayan deniz ürünlerinin tüketilmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.</p>

<p>Uzmanlar, özellikle yaz aylarında hijyen kurallarına uyulması ve gıdaların uygun koşullarda muhafaza edilmesinin, besin zehirlenmelerini önlemede en etkili yöntemler arasında yer aldığını vurguluyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/yaz-aylarinda-besin-zehirlenmesi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 12:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/07/yaz-aylarinda-besin-zehirlenmesi-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="59367"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Organ reddi gelişince nakledilen rahim çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/organ-reddi-gelisince-nakledilen-rahim-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/organ-reddi-gelisince-nakledilen-rahim-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Hastanesi'nde Mekkiye Bostancı'ya (36) nakledilen rahmin, immünolojik nedenlere bağlı organ reddi gelişmesi sonrası ameliyatın ikinci günü çıkarıldığı kaydedildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>2011 yılında AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan tarafından dünyada ilk kadavradan rahim naklinin yapıldığı ve tıp literatürüne 'Özkan Tekniği' olarak geçen cerrahi yöntem ile dünyanın farklı noktalarında yüzlerce nakil gerçekleştirildi. 2011 yılında Derya Sert'e, 2021 yılında Havva Erdem'e yapılan nakillerin ardından geçen cumartesi günü 56 yaşındaki kadavradan alınan rahim, anne olma hayali kuran Mekkiye Bostancı'ya 14 saat süren operasyonla nakledildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>ORGAN REDDİ GERÇEKLEŞTİ</h2>

<p>AÜ Hastanesi'nden yapılan yazılı açıklamada, Mekkiye Bostancı'ya nakledilen rahmin, organ reddi gerekçesiyle ikinci gün çıkarıldığı kaydedildi. Açıklamada, şu ifadeler yer aldı:</p>

<p>'Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezimizde, donörden alınan 1 kalp, 2 böbrek, 1 karaciğer, 2 kornea ve 1 rahim, hafta sonunda gerçekleştirilen başarılı ameliyatlarla hastalarımıza nakledilmiştir. Doku uyumunun tam olduğu M.B. isimli hastamıza nakledilen rahimde, immünolojik nedenlere bağlı organ reddi gelişmiştir. Hastamızın yaşamını riske atmamak amacıyla nakledilen rahim, ameliyatın ikinci gününde çıkarılmak zorunda kalınmıştır. Genel sağlık durumu iyi olan hastamızın tedavisi servisimizde devam etmektedir. Organ bağışıyla birçok hastaya yeniden umut olan kıymetli donörümüzün ailesine başsağlığı diliyor, tedavi süreci devam eden tüm hastalarımıza acil şifalar temenni ediyoruz.' </p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/organ-reddi-gelisince-nakledilen-rahim-cikarildi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 16:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/07/agency/dha/organ-reddi-gelisince-nakledilen-rahim-cikarildi.jpg" type="image/jpeg" length="83727"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Böbrek Vakfı: Her kaynak suyu şifalı değildir]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/turk-bobrek-vakfi-her-kaynak-suyu-sifali-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/turk-bobrek-vakfi-her-kaynak-suyu-sifali-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Böbrek Vakfı, analiz edilmemiş kaynak sularının bakteri ve ağır metal riski taşıyabileceğine dikkat çekti. Uzmanlar, 'Berrak görünen her su güvenli değildir. Kaynak suyu tüketmeden önce mikrobiyolojik ve mineral analizlerinin yapılmış olması gerekir' uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Böbrek Vakfı (TBV), toplumda 'şifalı su' olarak bilinen doğal kaynak sularının bilinçsiz tüketilmesinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu. Vakıf yetkilileri, temizliği ve mineral içeriği düzenli olarak analiz edilmeyen kaynak sularının güvenli kabul edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, doğal olduğu düşünülen her kaynak suyunun sağlıklı olmadığını belirterek, 'Temizliği ispatlanmamış her kaynak suyunu sağlıklı kabul etmek büyük bir hata olur. Bazı kaynak suları farklı bakteri türleri barındırabilir. Şifa ararken farkında olmadan başka sağlık sorunlarıyla karşılaşılabilir' dedi.</p>

<p>TBV Danışma Meclisi Üyesi ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay ise görünmeyen tehlikelere dikkat çekerek, bazı bölgelerdeki madencilik faaliyetleri nedeniyle arsenik gibi ağır metallerin yer altı sularına karışabileceğini söyledi. Alpay, yalnızca mikrobiyolojik incelemelerin değil, ağır metal analizlerinin de mutlaka yapılması gerektiğini belirtti. Böbrek taşlarına iyi geldiği düşünülen bikarbonatlı suların da her hasta için uygun olmadığını ifade eden Alpay, bu suların yalnızca bazı taş türlerinde fayda sağlayabileceğini, en yaygın görülen kalsiyum oksalat taşlarında ise aynı etkinin görülmediğini kaydetti. Yüksek kalsiyum içeren sert suların da her zaman avantaj sağlamadığını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türk Böbrek Vakfı Diyetisyeni Gökçen Efe Aydın da her kaynak suyunun mineral yapısının farklı olduğuna dikkat çekerek, 'Şifalı' olarak bilinen iki farklı kaynak suyunun bile sağlık üzerindeki etkisinin tamamen farklı olabileceğini söyledi. Aydın, suların geçtiği kayaçların jeolojik yapısına bağlı olarak sodyum, kalsiyum, magnezyum, potasyum ve bikarbonat gibi mineralleri farklı oranlarda içerdiğini belirtti. Aydın ayrıca, bir suyun berrak görünmesinin ya da yıllardır aynı kaynaktan tüketiliyor olmasının güvenli olduğu anlamına gelmediğini ifade ederek, kaynak sularında düzenli bakteri ve mineral analizlerinin yapılmasının hayati önem taşıdığını dile getirdi.</p>

<p>Kronik böbrek hastaları, diyaliz hastaları ve yüksek tansiyonu bulunan kişilerin su seçiminde daha dikkatli olması gerektiğini belirten Aydın, yüksek sodyum veya potasyum içeren suların bu gruplar için risk oluşturabileceğini söyledi.</p>

<p>Uzmanlar, böbrek sağlığını korumanın en etkili yolunun 'mucizevi' olarak tanıtılan suları tüketmek değil, gün boyunca yeterli miktarda temiz, güvenilir ve kişiye uygun su içmek olduğunu vurguladı.</p>

<p>Ayrıca günlük sıvı ihtiyacının yaş, iklim, fiziksel aktivite ve mevcut hastalıklara göre değiştiği, özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerin su tüketimini hekim ve diyetisyen önerileri doğrultusunda planlaması gerektiği ifade edildi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/turk-bobrek-vakfi-her-kaynak-suyu-sifali-degildir</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/07/turk-bobrek-vakfi-her-kaynak-suyu-sifali-degildir.webp" type="image/jpeg" length="66502"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanatçı Sabri Özmener, ağrılarından yapay zeka destekli tedaviyle kurtuldu]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/sanatci-sabri-ozmener-agrilarindan-yapay-zeka-destekli-tedaviyle-kurtuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/sanatci-sabri-ozmener-agrilarindan-yapay-zeka-destekli-tedaviyle-kurtuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da 5 bin kişiye sahne aldıktan sonra Antalya'ya gelerek iki dizinden aynı anda yapay zeka destekli robotik cerrahiyle protez ameliyatı olan sanatçı Sabri Özmener (65), yıllardır çektiği 'meslek hastalığı' olarak adlandırdığı ağrılarından kurtuldu. Milimetrenin onda biri hassasiyetle gerçekleştirilen operasyonun ardından rehabilitasyon sürecine başlayan Özmener, yaklaşık 1,5 ay sonra sahnelere dönmeyi hedefliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Devlet Tiyatroları'ndaki 41 yıllık meslek hayatının ardından emekli olan tiyatro sanatçısı ve yönetmen Sabri Özmener, uzun yıllardır yaşadığı ileri derece eklem kireçlenmesi ve bacak eğriliği nedeniyle Antalya'da operasyon geçirdi. Özel Uncalı Hastanesi'nde gerçekleştirilen ameliyatta, yapay zeka destekli robotik cerrahi yöntemi kullanılarak sanatçının her iki dizine aynı anda protez yerleştirildi.</p>

<h2>MİLİMETRENİN ONDA BİRİ HASSASİYETLE ÇİFTE PROTEZ AMELİYATI</h2>

<p>Operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Cengiz Yılmaz, hastanın bacaklarında 'genu varum' olarak bilinen yapısal ve dışa doğru ciddi eğrilik saptandığını, sanatçı Özmener'in bir dizinde 18,5 derece, diğer dizinde ise 14 dereceye yakın varus deformitesi bulunduğunu kaydetti. Gelişen teknolojiyle protez operasyonlarında robotik cerrahi dönemine geçildiğini belirten Op. Dr. Yılmaz, yapay zeka destekli diz ameliyatının teknik detaylarını paylaştı.</p>

<p>Ameliyat öncesinde diz ekleminin mevcut yapısını görebilmek amacıyla tomografi çektiklerini ifade eden Op. Dr. Yılmaz, 'Tomografiyi Amerika'ya yapay zekaya gönderiyoruz. Orada dizine konulacak protezlerin planlaması yapılıyor. Bacağının mevcut deformitesinin eğriliğinin açıları ölçülüyor. O açılara uygun, dizini düzeltecek şekilde ve üstüne rahat basmayı sağlayacak ideal açılarda protezin yerleştirilmesini sağlıyor' diye konuştu.</p>

<p>Robotik cerrahinin kemik kesilerinde hata payını minimuma indirdiğini ve protez ömrünü uzattığını vurgulayan Op. Dr. Yılmaz, 'Robotun iyi tarafı, kemik kesilerini yaparken milimetrenin onda biri kadar hassasiyetle kemik kesisini yapabilmesi. Ayrıca bizim 30 yıllık tecrübemiz de robotla birleşiyor. Sonuç daha iyi, hasta yürümesinden daha memnun çok daha konforlu hale gelebiliyor' dedi.</p>

<p>İki dizin aynı anda ameliyat edilmesinin her hastada tercih edilmediğine dikkati çeken Op. Dr. Yılmaz, iki taraflı operasyonların kriterlerine değindi. Yaşı ilerlemiş hastalarda bu uygulamayı tercih etmediklerini belirten Op. Dr. Yılmaz, 'Özellikle yaşlı hastalarda hiçbir zaman önermiyoruz. Ama Sabri Bey gibi genç, dinamik, hareketli kişilerde yapıyoruz. Aylık ortalama 30 diz ameliyatı yapıyorsak bazen iki tarafı aynı anda yaptığımız oluyor' diye konuştu.</p>

<h2>SAHNEDEN İNDİ, SABAH UÇAĞIYLA AMELİYATA GELDİ</h2>

<p>Ameliyata karar veriş sürecini ve yoğun sahne programının ardından hastaneye gelişini aktaran Sabri Özmener, kısıtlı zaman diliminde iki dizini birden tedavi ettirmek istediğini belirtti. Süreci aktaran Özmener, 'Dizlerim deforme olmasaydı daha devam edecektim bu şekilde, ama artık bu ameliyatı gerçekleştirmek istedik. Önce bir dizimi, sonra diğer dizimi ameliyat yapacaktık. Fakat tiyatro için sezon kısa, yani tatil kısa. Onun için sevgili Cengiz Hocama sordum. Cengiz hocam ise 'Sen ikisini de yaparsın' dedi. Çünkü beni bir tiyatro oyunumda seyretmişti. Ameliyattan bir gece önce İstanbul'da 5 bin kişiye oyun oynadık. Sabah 5 uçağıyla Antalya'ya geldim, 12'de de ameliyata girdim' diye konuştu.</p>

<h2>39 YILLIK MESLEK HASTALIĞI AMELİYATLA SON BULDU</h2>

<p>Geç yaşta başladığı dans ve bale çalışmaları, ayrıca kumda oynadığı futbol maçları nedeniyle dizlerinde zamanla ciddi aşınma ve yıpranma oluştuğunu ifade eden Özmener, ameliyat öncesindeki süreci anlattı. Sahnede gösterdiği yüksek performansa rağmen arka planda uzun yıllardır büyük ağrılar çektiğini, sağ dizinden 1987 yılında geçirdiği operasyonun ardından sol dizine fazla yük binerek deformasyonun arttığını kaydeden Özmener, 'Dizlerim meslek hastalığı. Çok geç yaşta dans etmeye başlayıp çok zorladığım için bu hale geldi. Ayrıca bale eğitimi de almaya çalıştım açığı kapatmak için. O arada dizlerimi çok yıpratmışım. Sağ dizimden 1987 yılında ameliyat olmuştum. Ondan sonra tabii sola yüklene yüklene o dizim de doğal olarak deforme oldu. Eskiden akşam eve geldiğimde mutlaka buz jelleri koyuyordum ayağıma, kremler sürüyordum, ağrı kesici alıyordum. Şimdi artık onlar olmayacak' ifadelerini kullandı.</p>

<h2>AMELİYAT SONRASI İLK YÜRÜYÜŞ</h2>

<p>Özel Uncalı Hastanesi'ndeki başarılı çifte diz operasyonunun ardından kısa sürede ayağa kalktığını belirten Özmener, 'Hemen yürütmeye başladılar beni. Şimdi dizlerim birbirine değiyor. Yani bu dizler 20-25 yıldır birbirine dokunmuyordu. Ameliyattan uyandıktan sonra dizlerimi kıvırmaya, hareket ettirmeye başladım. Ertesi günü kaldırdılar, yürüteçle yürüttüler. Ondan sonra önce kısa mesafe, sonra koridorun sonuna kadar gittim. Ardından tek bastona indik bugün. Tek bastonla yürüyorum' dedi.</p>

<p>Diz ameliyatı sonrasındaki iyileşme evresinde rehabilitasyon sürecinin kritik öneme sahip olduğunu söyleyen Özmener, 'Buradaki en önemli konu ameliyattan sonra iyi hasta olmak, yani rehabilitasyona iyi cevap vermek. Fizik tedavi hareketlerini zamanında ve yerinde yapmak. Ameliyat sonrasında konfor kısmı ise kesin, ağrılarım olmayacak' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapay zeka planlamalı robotik cerrahi yöntemiyle gerçekleştirilen ameliyatın ardından rehabilitasyon süreci devam eden Sabri Özmener, 1,5 aylık iyileşme döneminin ardından sahne ve yönetmenlik çalışmalarına ağrısız ve daha konforlu şekilde devam edeceği kaydetti. </p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/sanatci-sabri-ozmener-agrilarindan-yapay-zeka-destekli-tedaviyle-kurtuldu</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/07/agency/dha/sanatci-sabri-ozmener-agrilarindan-yapay-zeka-destekli-tedaviyle-kurtuldu.jpg" type="image/jpeg" length="90613"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıp literatürüne adını yazdıran Akdeniz Üniversitesi'nde 3'üncü rahim nakli operasyonu başladı]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/tip-literaturune-adini-yazdiran-akdeniz-universitesinde-3uncu-rahim-nakli-operasyonu-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/tip-literaturune-adini-yazdiran-akdeniz-universitesinde-3uncu-rahim-nakli-operasyonu-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada kadavradan ilk rahim naklini gerçekleştirerek tıp tarihine geçen Akdeniz Üniversitesi'nde Türkiye'nin 3'üncü rahim nakli operasyonu başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>2011 yılında Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan tarafından dünyada ilk kadavradan rahim naklinin yapıldığı ve tıp literatürüne 'Özkan Tekniği' olarak geçen cerrahi yöntemle Türkiye'nin 3'üncü rahim nakil için bugün operasyon başladı. Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan öncülüğündeki ekip, anne olma hayali kuran M.B.'ye (36) kadavradan nakil için ameliyata girdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan Akdeniz Üniversitesi'nde 2011 yılında Derya Sert'e, 2021 yılında Havva Erdem'e rahim nakilleri yapıldı. Tıp literatürüne geçen bu yöntemle bugüne kadar dünyanın farklı noktalarında 100'lerce nakil gerçekleştirildi. </p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/tip-literaturune-adini-yazdiran-akdeniz-universitesinde-3uncu-rahim-nakli-operasyonu-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2025/11/akdeniz-universitesi-2.jpg" type="image/jpeg" length="34863"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama iğnelerinin bilimsel gerçekleri... Mucize değil, ciddi bir tıbbi tedavidir]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/zayiflama-ignelerinin-bilimsel-gercekleri-mucize-degil-ciddi-bir-tibbi-tedavidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/zayiflama-ignelerinin-bilimsel-gercekleri-mucize-degil-ciddi-bir-tibbi-tedavidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, son dönemde yaygınlaşan zayıflama iğnelerinin yalnızca hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini belirterek, 'Komşum kullandı, ben de kullanayım anlayışı ciddi sağlık risklerine yol açabilir.' uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda obezite tedavisinde sıkça kullanılan zayıflama iğneleri, sosyal medyanın da etkisiyle giderek daha fazla ilgi görüyor. Ancak uzmanlar, bu ilaçların bilinçsiz kullanımının ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p>İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin obezite tedavisinde önemli bir seçenek olduğunu ancak bir 'mucize çözüm' olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Poliklinikte en sık karşılaştığı sorulardan birinin 'Hocam, ben de zayıflama iğnesine başlayabilir miyim?' olduğunu belirten Medetalibeyoğlu, bu tedavinin yalnızca uygun hastalarda, hekim gözetiminde uygulanması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>'KOZMETİK AMAÇLI KULLANILMAMALI'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doç. Dr. Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin düğün öncesi birkaç kilo vermek isteyen sağlıklı bireyler için geliştirilmediğini belirterek, bu ilaçların Dünya Sağlık Örgütü'nün kronik hastalık olarak tanımladığı obezitenin tedavisinde kullanıldığını ifade etti.</p>

<p>Uzman isim, ilaçların yalnızca kilo vermeyi sağlamadığını, aynı zamanda kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, uyku apnesi, karaciğer yağlanması ve eklem rahatsızlıkları gibi obeziteye bağlı sağlık sorunlarının riskini de önemli ölçüde azaltabildiğini söyledi. İlaçların midenin boşalmasını yavaşlattığını ve beyindeki iştah merkezine tokluk sinyali gönderdiğini belirten Medetalibeyoğlu, bu sayede porsiyon kontrolünün daha kolay sağlandığını ifade etti.</p>

<p><strong>TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANIYOR</strong></p>

<p>Obezitenin kronik bir hastalık olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, tedavi süresinin hastanın durumuna göre aylar hatta yıllar sürebileceğini belirterek, dozun düşük seviyeden başlanıp kademeli olarak artırılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>İlaç kullanımı sırasında kalıcı beslenme alışkanlıkları kazanılmadığı takdirde verilen kiloların geri alınma riskinin yüksek olduğunu vurgulayan Medetalibeyoğlu, 'Bu tedavi, yeni bir yaşam tarzı oluşturmanız için fırsat sunuyor.' dedi.</p>

<p>Tedavinin en sık görülen yan etkilerinin bulantı, kusma, ishal, kabızlık ve mide krampları gibi sindirim sistemi şikayetleri olduğunu belirten uzman, bu etkilerin çoğunlukla tedavinin ilk dönemlerinde veya doz artırımı sırasında ortaya çıktığını ve zamanla azaldığını kaydetti.</p>

<p><strong>'KULAKTAN DOLMA BİLGİLERLE KULLANILMAMALI'</strong></p>

<p>Pankreatit öyküsü bulunanlar, safra kesesi taşı olanlar veya ailesinde medüller tiroid kanseri öyküsü bulunan kişilerde bu ilaçların risk oluşturabileceğini belirten Medetalibeyoğlu, sosyal medya ya da çevre tavsiyesiyle tedaviye başlanmaması gerektiğini söyledi. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çeken Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin mutlaka uzman hekim kontrolünde, düzenli takiplerle kullanılması gerektiğini vurguladı. 'Başarının anahtarı yalnızca ilaçta değil, hastanın tedaviye uyumunda ve yaşam tarzı değişikliğinde yatıyor.' ifadelerini kullandı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/zayiflama-ignelerinin-bilimsel-gercekleri-mucize-degil-ciddi-bir-tibbi-tedavidir</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/07/zayiflama-ignelerinin-bilimsel-gercekleri-mucize-degil-ciddi-bir-tibbi-tedavidir.webp" type="image/jpeg" length="77067"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan otizm uyarısı: Eğitim yaşam kalitesini belirliyor]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, Otizm Spektrum Bozukluğu'nda erken tanı ve bilimsel temelli eğitimin büyük önem taşıdğunu belirterek, ailelerin ilk belirtileri fark ettiklerinde vakit kaybetmeden uzmana başvurmaları gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, Otizm Spektrum Bozukluğu'nun (OSB) nedenleri, erken belirtileri ve tedavi sürecine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Otizmin sosyal iletişim becerilerinde farklılıklar ile sınırlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı davranışlarla karakterize nörogelişimsel bir durum olduğunu belirten Luş, belirtilerin her bireyde farklı düzeylerde görülebileceğini ifade etti.</p>

<p>Bilimsel çalışmaların otizmin ortaya çıkmasında en önemli etkenin genetik yatkınlık olduğunu gösterdiğini vurgulayan Luş, ileri anne ve baba yaşının da risk faktörleri arasında değerlendirildiğini söyledi. Aşıların veya ebeveyn ilgisizliğinin otizme neden olduğuna ilişkin iddiaların ise bilimsel olarak geçerliliğinin bulunmadığını kaydetti.</p>

<p><strong>İLK BELİRTİLER BEBEKLİK DÖNEMİNDE GÖRÜLEBİLİYOR</strong></p>

<p>Otizmin ilk belirtilerinin çoğunlukla yaşamın ilk yıllarında ortaya çıktığını belirten Luş, isme tepki vermeme, göz teması kurmama, gülümsemeye karşılık vermeme, bakım verenle iletişim kurmakta isteksizlik ve 'ce-ee' gibi karşılıklı oyunlara ilgi göstermemenin önemli uyarı işaretleri arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Dil gelişimindeki gecikmelerin de dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade eden Luş, bir yaş civarında anlamlı sözcüklerin başlamaması ve iki yaşında iki kelimelik cümlelerin kurulamamasının uzman değerlendirmesi gerektirdiğini belirtti.</p>

<p>Otizm ile zekâ arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığını vurgulayan Luş, otizmli bireylerin bilişsel özelliklerinin farklılık gösterebildiğini ifade etti. Bazı bireylerin üstün bilişsel becerilere sahip olabileceğini, bazılarında ise zihinsel gelişim geriliğinin tabloya eşlik edebileceğini belirten Luş, her bireyin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>TANI KLİNİK DEĞERLENDİRMEYLE KONULUYOR</strong></p>

<p>Genetik testlerin bazı durumlarda uygulanabildiğini ancak tek başına otizm tanısı koydurmadığını dile getiren Luş, otizmin Down sendromunda olduğu gibi belirli bir gen üzerinden teşhis edilen bir hastalık olmadığını, tanının çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanlarının ayrıntılı klinik değerlendirmesiyle konulduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilimsel olarak etkinliği kanıtlanan temel yaklaşım eğitim</p>

<p>Otizm tedavisinde bilimsel etkinliği kanıtlanmış en önemli yöntemin eğitim olduğunu belirten Luş, erken tanı alan ve bireysel ihtiyaçlarına uygun, düzenli eğitim programlarına katılan çocukların sosyal iletişim ve bağımsız yaşam becerilerinde önemli gelişmeler gösterebildiğini söyledi.</p>

<p>Otizm şüphesi oluştuğunda ailelerin vakit kaybetmeden uzman desteği alması gerektiğini vurgulayan Luş, doğru tanı, bireyselleştirilmiş eğitim programı ve aileye yönelik rehberlik hizmetlerinin sürecin en önemli basamakları olduğunu belirtti. Erken tanının hem tedavi başarısını hem de bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığına dikkat çekti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/07/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor.webp" type="image/jpeg" length="43663"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan hepatit uyarısı... Sessiz ilerleyebiliyor, erken tanı hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/uzmanlardan-hepatit-uyarisi-sessiz-ilerleyebiliyor-erken-tani-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/uzmanlardan-hepatit-uyarisi-sessiz-ilerleyebiliyor-erken-tani-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[28 Temmuz Dünya Hepatit Günü kapsamında uzmanlar, hepatitin yıllarca belirti vermeden ilerleyebileceğine dikkat çekti. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Çağraş, özellikle Hepatit B ve C'nin kronikleşme riski taşıdığını belirterek, aşılama, düzenli tarama ve erken tanının önemini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karaciğer sağlığını tehdit eden önemli hastalıklardan biri olan hepatit, dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkiliyor. 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan uzmanlarından İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Çağraş, hastalığın çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğini ve erken tanının ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük önem taşıdığını söyledi. Hepatitin en sık nedeninin virüsler olduğunu belirten Dr. Çağraş, bazı ilaçlar, aşırı alkol tüketimi, toksik maddeler ve otoimmün hastalıkların da karaciğerde iltihaba yol açabileceğini ifade etti. Karaciğerin besinlerin işlenmesi, zararlı maddelerin temizlenmesi, enerji depolanması ve hayati proteinlerin üretimi gibi kritik görevleri bulunduğunu hatırlatan Çağraş, karaciğerde oluşan iltihabın tüm vücudu etkileyebileceğini kaydetti.</p>

<p><strong>HEPATİT B VE C KRONİKLEŞME RİSKİ TAŞIYOR</strong></p>

<p>Hepatit türleri arasındaki farklara dikkat çeken Dr. Çağraş, Hepatit A'nın genellikle kirli su ve gıdalar yoluyla bulaştığını, çoğunlukla tamamen iyileştiğini ve kronikleşmediğini belirtti. Hepatit B'nin kan, cinsel temas ve doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabildiğini aktaran Çağraş, bu türün uzun yıllar fark edilmeden ilerleyerek siroz ve karaciğer kanserine neden olabileceğini söyledi. Hepatit C'nin ise çoğunlukla kan yoluyla bulaştığını ve günümüzde geliştirilen tedavilerle büyük oranda tamamen iyileştirilebildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>AŞI VE HİJYEN KORUNMADA BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR</strong></p>

<p>Hepatit A ve Hepatit B'ye karşı aşının en etkili korunma yöntemlerinden biri olduğunu vurgulayan Dr. Çağraş, kişisel hijyen kurallarına dikkat edilmesi, steril olmayan tıbbi ve kozmetik işlemlerden kaçınılması, kişisel eşyaların paylaşılmaması ve güvenilir sağlık kuruluşlarının tercih edilmesi gerektiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Risk grubunda bulunan sağlık çalışanları, diyaliz hastaları ve sık kan ürünü alan kişilerin düzenli takip edilmesinin önemine de dikkat çekildi.</p>

<p>Hepatitin bazen hiçbir belirti göstermeden ilerleyebileceğini söyleyen Dr. Çağraş, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, karın sağ üst bölümünde ağrı, ateş, kas ve eklem ağrıları, ciltte ve göz aklarında sararma, koyu renkli idrar ve açık renkli dışkının sık görülen belirtiler arasında yer aldığını belirtti. Uzmanlar, özellikle sarılık, koyu renkli idrar veya uzun süren halsizlik şikâyetleri bulunan kişilerin vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini ifade ediyor.</p>

<p><strong>DÜNYADA 300 MİLYONDAN FAZLA KİŞİ KRONİK HEPATİTLE YAŞIYOR</strong></p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada yaklaşık 254 milyon kişinin kronik Hepatit B, yaklaşık 50 milyon kişinin ise kronik Hepatit C enfeksiyonuyla yaşadığını belirten Dr. Çağraş, viral hepatitlerin her yıl yaklaşık 1,3 milyon kişinin siroz ve karaciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetmesine neden olduğunu söyledi.</p>

<p>Türkiye'de çocukluk çağı Hepatit B aşılama programları sayesinde hastalık görülme sıklığında önemli azalma sağlandığını belirten Çağraş, erişkinlerde kronik Hepatit B taşıyıcılığının halen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu ifade etti. Uzmanlar, viral hepatitlerle mücadelede erken tanı, aşılama ve düzenli sağlık kontrollerinin en önemli adımlar olduğunu vurgularken, risk grubundaki kişilerin Hepatit B ve Hepatit C taramalarını yaptırmaları çağrısında bulundu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/uzmanlardan-hepatit-uyarisi-sessiz-ilerleyebiliyor-erken-tani-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 12:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/07/uzmanlardan-hepatit-uyarisi-sessiz-ilerleyebiliyor-erken-tani-hayat-kurtariyor.webp" type="image/jpeg" length="41036"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dişte çürüğün en büyük nedeni şekerin miktarı değil, tüketim sıklığı]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/diste-curugun-en-buyuk-nedeni-sekerin-miktari-degil-tuketim-sikligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/diste-curugun-en-buyuk-nedeni-sekerin-miktari-degil-tuketim-sikligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, yapışkan ve şekerli gıdaların diş yüzeyinde uzun süre kalarak çürük riskini artırdığını belirterek, asitli içeceklerle birlikte tüketimin diş minesine ciddi zarar verdiğini söyledi. Yıldırım, şekerli gıdaların ardından diş fırçalamak için en az 30-60 dakika beklenmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, şekerli ve asitli gıdaların diş sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Yapışkan şekerlemeler, karamel, lokum ve kuru meyveler gibi gıdaların diş yüzeyine tutunarak uzun süre temizlenemediğini belirten Yıldırım, bu durumun ağızdaki bakterilerin şekeri fermente etmesine ve çürük oluşumunu başlatan asitlerin ortaya çıkmasına neden olduğunu söyledi.</p>

<p>Diş minesinin büyük bölümünün kalsiyum ve fosfat minerallerinden oluştuğunu ifade eden Yıldırım, ağız ortamındaki pH'ın 5,5'in altına düşmesiyle birlikte diş minesindeki minerallerin çözünmeye başladığını belirtti. Bu sürecin 'demineralizasyon' olarak adlandırıldığını kaydeden Yıldırım, başlangıçta beyaz lekelerle kendini gösteren bu hasarın ilerlemesi halinde kalıcı diş çürüklerine dönüştüğünü dile getirdi.</p>

<p><strong>ŞEKERİN MİKTARINDAN ÇOK TÜKETİM SIKLIĞI ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Diş çürüğü açısından en önemli risk faktörünün gün içinde sık sık şeker tüketmek olduğuna dikkat çeken Öğretim Üyesi Dr. Rabia Yıldırım, aynı miktardaki şekerin tek seferde tüketilmesi ile gün boyu küçük porsiyonlar halinde tüketilmesi arasında önemli fark bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Sık şeker tüketiminde ağız pH'ının sürekli düşük kaldığını ve tükürüğün diş minesini onarması için yeterli zaman bulamadığını belirten Yıldırım, bu durumun çürük riskini önemli ölçüde artırdığını ifade etti.</p>

<p>Diş minesindeki mineral kaybının erken dönemde geri döndürülebileceğini belirten Yıldırım, asit atağı sona erdiğinde tükürüğün içerdiği kalsiyum, fosfat ve florür sayesinde diş minesinin yeniden güçlenebildiğini söyledi. Ancak sık şeker tüketimi ve yetersiz ağız bakımının bu doğal onarım mekanizmasını engellediğini, bunun sonucunda geri dönüşü olmayan çürüklerin oluştuğunu kaydetti.</p>

<p><strong>ASİT VE ŞEKER BİRLİKTE DAHA BÜYÜK TEHDİT OLUŞTURUYOR</strong></p>

<p>Asitli ve şekerli gıdaların birlikte tüketilmesinin diş minesine iki yönlü zarar verdiğini vurgulayan Yıldırım, asidin mineyi doğrudan zayıflattığını, şekerin ise bakteriler tarafından parçalanarak ilave asit oluşumuna neden olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kola, gazoz, enerji içecekleri, aromalı soğuk çaylar ve şekerli meyve sularının çürük riskini artıran içecekler arasında yer aldığını belirten Yıldırım, diyet veya şekersiz olarak satılan gazlı içeceklerin de asit içerikleri nedeniyle diş minesine zarar verebildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Şekerli veya asitli yiyecek ve içeceklerin tüketilmesinin ardından dişlerin hemen fırçalanmaması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, bu dönemde diş minesinin geçici olarak zayıfladığını ve fırçalamanın mine kaybını artırabileceğini söyledi. Yıldırım, en doğru yaklaşımın ağzı suyla çalkalamak, şekersiz sakız çiğneyerek tükürük akışını artırmak ve dişleri fırçalamadan önce yaklaşık 30 ila 60 dakika beklemek olduğunu belirtti. Tatlı olmayan her gıdanın diş dostu olmadığını da hatırlatan Yıldırım, cips, kraker, bisküvi, beyaz ekmek ve lavaş gibi nişasta bakımından zengin gıdaların da ağızda şekere dönüşerek çürük riskini artırabildiğini sözlerine ekledi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/diste-curugun-en-buyuk-nedeni-sekerin-miktari-degil-tuketim-sikligi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 16:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/07/diste-curugun-en-buyuk-nedeni-sekerin-miktari-degil-tuketim-sikligi.webp" type="image/jpeg" length="12131"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karaciğeriyle oğluna can olan anne: Çocuğumu ikinci kez doğurdum]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/karacigeriyle-ogluna-can-olan-anne-cocugumu-ikinci-kez-dogurdum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/karacigeriyle-ogluna-can-olan-anne-cocugumu-ikinci-kez-dogurdum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da henüz 1 aylıkken 'biliyer atrezi' tanısı alan ve 1,5 yaşında annesinden nakledilen karaciğerle hayata tutunan Metehan Gültekin (3), artık yaşıtları gibi koşup oynuyor. Çocuğunu ikinci kez doğurduğunu söyleyen Çağla Gültekin, Metehan'ın hastalığını öğrendiği anı, 'Hani her yer flulaşır, bir anda gözün kararır ya. Ben sadece filmlerde olur sanıyordum, gerçekte de oluyormuş' sözleriyle aktardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da doğduktan 1 ay sonra uzayan sarılık şikayetiyle bebekleri Metehan'ı hastaneye götüren Çağla ve Osman Gültekin çifti, safra kanallarının doğuştan tıkanması ya da yokluğu ile karakterize, ilerleyici ve ciddi bir karaciğer hastalığı olan 'biliyer atrezi' hastası olduğunu öğrenince büyük üzüntü yaşadı. Henüz 1 aylık Metehan ve ailesinin karaciğer nakli sürecinde günlerinin büyük bölümü hastanede geçti. Önce Metehan'ın tıkalı safra yolları çıkartılıp, karaciğerin safra üreten bölgesi ince bağırsağa bağlandı. Safra akışı sağlanarak karaciğer hasarını geciktirmek amacıyla gerçekleştirilen ameliyatın ardından Metehan 1,5 yaşına geldiğinde annesinden karaciğer nakli yapıldı. Yaşadıkları zorlu sürecin ardından artık yüzleri gülen aile, sağlıklı günlerin keyfini çıkarıyor.</p>

<h2>'FİLMLERDE OLUR SANIYORDUM'</h2>

<p>Çağla Gültekin, Metehan'ın hastalığını öğrendiğinde çok büyük üzüntü yaşadığını belirtti. Gültekin, 'Beklemediğimiz, kabullenmemizin çok zor olduğu bir süreç geçirdik. Ama çok şükür doktorların desteğiyle zor olan sürecimiz kolaylaştı' dedi. Metehan'ın hastalığını öğrendikleri ilk anı anlatırken 'O an hiçbir şey düşünemedim' diyen anne, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>'Ben hep filmlerde olur sanıyordum. Hani her yer flulaşır, bir anda gözün kararır ya. Ben sadece filmlerde olur sanıyordum, gerçekte de oluyormuş. O sahne gerçekmiş. Çok zordu. Doktorlar bir şeyler anlatıyordu. Ne hastalığı anlayabildim ne çocuğuma ne olduğunu anlayabildim.'</p>

<h2>'ÇOCUĞUMU İKİNCİ KEZ DOĞURDUM'</h2>

<p>Yaşanan zorlu 1,5 yılın ardından nakil kararı alındığında oğluna karaciğerinden bir parça verdiğini anlatan anne Gültekin, 'Ben çocuğumu ikinci kez doğurdum. İlki karnımdan, ikincisi ciğerimden doğdu' dedi. Oğluna can olmaktan çok mutlu olduğunu ifade eden anne, 'Nakil olacaksa benden olsun istiyordum. Başka bir donörden de olabilirdi, riski yoktu ama yine de benden olması iyi bir şeydi benim için' diye konuştu. Sıkıntılı günlerin geride kaldığını, Metehan'ın da kendisinin de gayet iyi olduğunu kaydeden Gültekin, 'İnşallah nakil bekleyen herkesin bu süreci iyi geçer' dedi.</p>

<h2>'HEP DİK DURMAYA ÇALIŞTIK'</h2>

<p>Üç çocuk babası Osman Gültekin ise yaşadıkları sıkıntılı dönemde ailelerinin de büyük desteklerini gördüklerini anlattı. Osman Gültekin, 'Biz sürekli hastanedeydik. Ailelerimiz yeri geldi bize refakat etti' dedi. Metehan'ın karaciğer nakli olmadan önce ataklar geçirdiğini, böyle zamanlarda 1 hafta, 10 gün gibi hastane süreci yaşadıklarını anlatan baba Gültekin, 'Bu dönemde dik durmaya çalıştık. Tabiri caizse ipin ucuna çok geldik ama ailemize, çocuklarımıza bakınca dik durmamız gerektiğini hissettik ve dik durduk' ifadelerini kullandı.</p>

<h2>'EŞİMİ VE OĞLUMU AMELİYATA ALDIKLARINDA ÇOK KÖTÜ OLDUM'</h2>

<p>Nakil sürecinde çok zor anlar yaşadığını ifade eden Gültekin, 'Ameliyata önce eşimi aldılar, daha sonra çocuğumu verdim. Çok boşluğa düştüm, çok kötü oldum. Çok ağladım, üzüldüm. Onlar yanımda olmayınca daha kolay yıkıldım' dedi. Ameliyat bittiğinde güzel haberler aldıklarını sözlerine ekleyen baba, 'Nakilden sonra her şeyin pürüzsüz geçtiğini, çok güzel bir süreç olduğunu söylediler. Önce eşim, arkasından oğlum geldi. Kısa hastane sürecimiz oldu, mutlu bir şekilde evimize gittik' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>'AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ BİR VELİNİMET'</h2>

<p>Artık 2-3 ayda bir kontrole geldiklerini söyleyen baba Gültekin, 'Emeğimizin karşılığını aldık. Hocalarımızdan, herkesten Allah razı olsun. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Antalya için değil, Türkiye için velinimet' dedi.</p>

<h2>29 YILDA 150 ÇOCUĞA KARACİĞER NAKLİ YAPILDI</h2>

<p>Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reha Artan, Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü'nde, 1997'de ilk karaciğer naklinin gerçekleştirildiğini kaydetti. 'Bunu bir çocuk hastada başardık' diyen Prof. Dr. Artan, '1997'den bu yana 5 cerrahi ekip değişti. Ben ilk nakilden bu yana hastaların takibi konusunda devam ediyorum. 29 yılda 150 çocuk karaciğer nakli olgusu başarıldı. Ve yüksek bir başarı oranıyla sürmekte' diye konuştu.</p>

<p>Karaciğer naklinin yüksek düzeyde organizasyon gerektiren ekip çalışmasıyla mümkün olabildiğini kaydeden Prof. Dr. Artan, 'Çok sayıda bölümün gönüllü ve özverili katkılarıyla başarılabiliyor. Cerrahi ekip başta olmak üzere yoğun bakım başarısı sonucu son derece değiştiren, etkileyen ve bizim gurur duyduğumuz bileşenler arasında. Yüksek düzeyde bir organizasyon yeteneği ve birliktelik, organize çalışabilme yeteneğiyle başarılabiliyor' ifadelerini kullandı.</p>

<h2>ÖNCE KASAİ OPERASYONU YAPILDI</h2>

<p>Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Hatice Yılmaz Dağlı da Metehan'ın hastalığıyla ilgili bilgi verdi. Metehan'ın henüz 1 aylıkken kendilerine getirildiğini belirten Dağlı, 'Metehan dış merkezden bize uzamış sarılık, karaciğer enzim yüksekliği ile gönderilmişti. Yapılan tetkikler ve görüntülemeler sonucunda biliyer atrezi tanısı koyduk. Biliyer atrezi doğuştan safra kanallarının olmamasıyla giden bir hastalık. Safra karaciğer içerisinde kalarak karaciğerde ciddi ve ilerleyici hasara sebep oluyor. Ve kesin tedavisi, çaresi karaciğer nakli' diye konuştu.</p>

<p>Hastalığın bebek doğduktan sonra uzamış sarılık ve macun rengi, soluk renkli dışkı ile kendini gösterdiğini belirten Dr. Dağlı, 'Bu belirtilere sahip bebeklerde dikkatli olunmalı ve hemen bir uzmana başvurulmalı' dedi.</p>

<p>Bu hastalarda karaciğer naklinden önce geçici olarak önce 'Kasai' operasyonu gerçekleştirildiğini, Metehan'a da bunun yapıldığını kaydeden Dr. Dağlı, 'Bu safranın kısmen bağırsaklara aktarılmasını sağlayarak karaciğeri bir süre rahatlatmayı amaçlıyor. Metehan 1 aylıkken bu ameliyatını geçirdi. 1,5 yaşındayken de karaciğerin ciddi dejenere olması, ciddi hasar olması ve safra yolları ile ilgili enfeksiyonlar geçirmesi nedeniyle nakil ihtiyacı doğdu. Annesi canlı verici adayı oldu. Ve Metehan'ın annesinden canlı vericili karaciğer nakli gerçekleştirildi. Metehan 3 yaşında, halen takibimizde ve her şey yolunda' dedi. </p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/karacigeriyle-ogluna-can-olan-anne-cocugumu-ikinci-kez-dogurdum</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/07/k-a-r-a-c-i-g-e-r-i-y-l-e-o-g-l-u-n-a-c-a-n-o-l-a-n-a-n-n-e-c-o-c-u-1412044-419684.jpg" type="image/jpeg" length="51921"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çikolata kistinde ameliyata alternatif yeni dönem]]></title>
      <link>https://www.gundemalanya.com/cikolata-kistinde-ameliyata-alternatif-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemalanya.com/cikolata-kistinde-ameliyata-alternatif-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Halk arasında 'çikolata kisti' olarak bilinen endometriozis kaynaklı kistlerin tedavisinde cerrahiye alternatif olarak öne çıkan Ethanol Skleroterapi yöntemi, uygun hastalarda yumurtalık dokusunu koruyarak gebelik şansını artırabiliyor. Ultrason eşliğinde uygulanan yöntem, hastaların aynı gün taburcu olmasına da imkân sağlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Teknoloji ve tıp alanındaki gelişmeler, kadın sağlığında önemli bir sorun olan endometriozis tedavisinde yeni seçenekleri gündeme getiriyor. Halk arasında 'çikolata kisti' olarak bilinen endometriomaların tedavisinde, ameliyata alternatif olarak uygulanan Ethanol Skleroterapi yöntemi dikkat çekiyor.</p>

<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek, bilimsel çalışmaların uygun hastalarda uygulanan bu yöntemin özellikle tüp bebek tedavisi sürecinde gebelik şansına olumlu katkı sağlayabileceğini gösterdiğini belirtti.</p>

<p>Endometriozisin, rahim içini döşeyen dokunun rahim dışında yerleşmesiyle ortaya çıktığını ifade eden Doç. Dr. Tülek, çikolata kistlerinin uzun yıllardır cerrahi yöntemlerle tedavi edildiğini ancak ameliyat sırasında sağlıklı yumurtalık dokusunun zarar görebilme ihtimali bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Özellikle çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarda yumurtalık rezervinin korunmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Tülek, 'Doğru hastalarda uygulanan bu yöntem, yumurtalık dokusunu korumayı hedefleyen, ameliyatsız bir tedavi seçeneği olarak öne çıkıyor.' dedi.</p>

<p><strong>KESİ VE DİKİŞ OLMADAN UYGULANIYOR</strong></p>

<p>Ethanol Skleroterapi yönteminin ultrason eşliğinde gerçekleştirildiğini anlatan Doç. Dr. Tülek, işlem sırasında ince bir iğne yardımıyla kist içerisindeki sıvının boşaltıldığını, ardından özel oranda etil alkol uygulanarak kist duvarındaki hücrelerin etkisiz hale getirilmesinin amaçlandığını ifade etti. Yöntemin karında kesi ve dikiş gerektirmediğini belirten Tülek, hastaların işlemden birkaç saat sonra günlük yaşamlarına dönebildiğini kaydetti.</p>

<p>Daha önce ameliyat geçirmiş ancak kisti yeniden oluşmuş hastalarda da bu yöntemin alternatif oluşturabileceğini belirten Tülek, özellikle yumurtalık rezervi azalmış kadınlarda tekrar cerrahiye başvurmanın her zaman tercih edilmediğini söyledi.</p>

<p><strong>NÜKS ORANI CERRAHİYLE BENZER SEVİYEDE</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilimsel çalışmaların yöntemin güvenilirliğine ilişkin önemli veriler sunduğunu aktaran Tülek, 'Çalışmalar, kistin yeniden oluşma riskinin yaklaşık yüzde 20 düzeyinde olduğunu ve bunun cerrahi tedaviyle benzer seviyelerde seyrettiğini gösteriyor.' ifadelerini kullandı. Ancak yöntemin her hasta için uygun olmadığının altını çizen Tülek, kanser şüphesi bulunan kistlerde, aktif enfeksiyonu olan hastalarda veya yaygın endometriozis nedeniyle cerrahi gerektiren durumlarda uygulanamayacağını belirtti.</p>

<p>Uzmanlar, tedavi seçiminin hastanın yaşı, çocuk sahibi olma isteği, yumurtalık rezervi ve hastalığın durumuna göre kişiye özel olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gundemalanya.com/cikolata-kistinde-ameliyata-alternatif-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemalanyacom.teimg.com/crop/1280x720/gundemalanya-com/uploads/2026/07/cikolata-kistinde-ameliyata-alternatif-yeni-donem.webp" type="image/jpeg" length="63829"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
